• DOLAR6,4985-7.15
  • EURO7,3766-7.49
  • ALTIN243,842-0.07
  • BIST93.4190.79

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon

Genellikle yetişkinlerin yaşadığı düşünülse de depresyon aslında çocukların da yaşadığı bir sorundur ve bu anlamda önemi son yıllarda ortaya konmuştur

Haber güncelleme tarihi 18.05.2017 16:47

Çocuk ve ergen depresyonu ile ilgili araştırmalar, iki önemli özelliği ortaya koymaktadır. Bunlardan birincisi ergenlikte depresyon ortaya çıkma riski artar. Diğeri ise depresyonun ilk epizodları önceden sanıldığından daha erken yaşlarda ortaya çıkmaktadır.

YAYGINLIK VE EPİDEMİYOLOJİ

ABD'de yapılan epidemiyolojik çalışmalarda depresyon sıklığı okul öncesi dönemde %0.9, okul çağındaki çocuklarda %1.90, adolesanlarda %4.7 olarak bildirilmiştir. Ayrıca özel pediatri grupları ile yapılmış çalışma sonuçları da vardır. Örneğin; nörolojiye açıklanamayan baş ağrısı ile başvuran çocukların %40'ında depresyon saptanmıştır.

Pediatri kliniklerinde yatan çocukların %7'sinde depresyon bildirilmiştir. Psikiyatri kliniklerinde izlenen çocukların %28'inde, yatarak tedavi gören çocukların %59'unda, yatarak tedavi gören ergenlerin ise %27'sinde depresyon tanısı konabilmektedir. Depresyon oranlarının prepubertal dönemde kız ve erkeklerde benzer olduğu, erken ergenlikle birlikte kızlarda artış şeklinde bir cinsiyet farkının ortaya çıktığı ortaya konmuştur.

Bazı çalışmalarda kız ergenlerin erkeklerden daha fazla sayıda ve daha ağır depresif belirti gösterdiği bildirilmiştir.

depresyon-002.jpg

Risk Etmenleri

Depresyona yatkınlığa neden olan ailesel, psikososyal etmenler, öncülük eden psikopatoloji veya öncü bozukluklar, ortaya çıkartıcı stres verici yaşam olayları önemli araştırma hedeflerini oluşturmaktadır. Bu etmenler ilk depresif epizodun ortaya çıkmasına neden olabildikleri gibi; komorbid anksiyete bozukluğu, destek eksikliği, ebeveyn psikopatolojisi, aile çatışması, stres verici yaşam olaylarına maruz kalma ve düşük sosyoekonomik durum gibi risk etmenleri sağaltıma düşük yanıtın da öncüleri olabilmektedir.

Ailesel ve genetik risk etmenleri ikiz ve evlat edinme çalışmaları genetik etmenlerin mizaç bozukluklarının aktarılmasında %50 etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Çocukluk çağında yaşanılan aile ortamı ek bir etki oluşturur. Aile toplama çalışmalarında depresyonu olan ebeveynlerin çocuklarında psikopatoloji oranlarının yüksek olduğu belirtilmektedir.

Her iki ebeveynde major depresyon epizodunun olduğu durumlarda bu oran daha da yükselmektedir. Ebeveyn depresyonunun çocuklarda medikal ve psikiyatrik durumları genel olarak artırdığı bilinse de, bunun depresyona özgünlüğü gösterilememiştir.

Deprese çocuk ve ergenlerle yapılan çalışmalar birinci derece akrabalarında depresyon görülme oranlarını %20-46 arasında bildirmektedir. Depresyonun erken başladığı vakaların akrabalarında oranlar en yüksektir. Ebeveynlerin ilk epizodlarını erken yaşta geçirdiği veya tekrarlayıcı depresyon tanımladığı durumlarda ergen depresyonu daha sık ortaya çıkmaktadır. Özellikle her iki ebeveynin de psikopatolojisi varsa anne babada ayrı ayrı bozukluklar da olsa (örneğin; annede depresyon, babada alkolizm) yine ergen depresyonu artmaktadır.

Anne baba veya büyükanne büyükbabada anksiyete ve depresyon olması çocuklarda da daha yüksek anksiyete ve depresyon riskini ortaya çıkarmaktadır. İkiz çalışmalarında deprese ebeveynlerin çocuklarında özellikle komorbid anksiyete de varsa anksiyete oranları açısından yüksek konkordans saptanmaktadır. 

depresyon.jpeg

AYIRICI TANI

Depresyonu olan çocuk ve ergenlerde ayırıcı tanı çok önemlidir. Psikiyatrik bozuklukları taklit eden veya neden olan organik durumların öncelikle ayırt edilmesi gerekir.

Okul öncesi dönemde depresif belirtilerle gelen çocuklarda malignite, çocuk ihmali ve kötüye kullanımı, ayrılma anksiyetesi bozukluğu, depresif duygudurumla giden uyum bozukluğu ayırt edilmelidir.

Depresif bozukluğun birincil mi ikincil mi olduğunun belirlenmesi de önemlidir. Ergenler için madde kullanımı, anksiyete bozuklukları, erken başlangıçlı şizofreni dikkatlice dışlanmalıdır. Duygudurum bozukluğu ile şizofrenik bozukluğun ayırıcı tanısının tam yapılamadığı durumlarda, duygudurum bozukluğu tanı ve sağaltımına öncelik verilmelidir. Yanıta göre stratejide değişiklik yapılabilir.

Somatik yakınmalardan özellikle baş ağrısı, hem yetişkinlerde hem de çocuk ve ergenlerde depresyonda en sık görülen belirtidir. Çocuklarda bunu karın ve göğüs ağrısı izlemektedir. Bu yakınmalarla çocuk sağlığı polikliniğine başvuran hastaların %15'inde depresyon tanısı olduğu bulunmuştur. Enürezis ve enkoprezis de sıklıkla depresyonla birlikte görülebilmekte, depresyondaki çocuğun gerilemeye (regresyon) ilişkin bir belirtisi olarak ortaya çıkabileceği belirtilmektedir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İLGİLİ HABERLER
BENZER HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.