Faruk Nafiz Çamlıbel’in En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

Bu içeriğimizde Faruk Nafiz Çamlıbel’in en güzel ve kısa şiirlerini derledik. İşte Faruk Nafiz Çamlıbel şiirleri…
Faruk Nafiz Çamlıbel’in En Güzel ve Anlamlı 15 Şiiri

En Güzel ve Kısa Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

Faruk Nafiz Çamlıbel 18 Mayıs 1898 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası memur olan Çamlıbel, ilk ve orta öğretimini Bakırköy de tamamladı ardından tıp öğrenimi görmeye başladı. Tıp bölümünü tamamlamadan bırakan şair gazeteciliğe merak sardı. Bir süre gazeteci olarak çalıştı ve öğretmen olarak Kayseri Lisesi’ne atandı. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başlayan Faruk Nafiz Çamlıbel “Han Duvarları” şiirini Kayseri’de üretti. Aynı zamanda Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazdı. 8 Kasım 1973’te hayatını kaybeden şair geriye birçok değerli eser bıraktı. Bu içeriğimizde Faruk Nafiz Çamlıbel’in en güzel ve kısa şiirlerini derledik. İşte Faruk Nafiz Çamlıbel’in aşk şiirleri…

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri;

1. Kıskanç

Sakın bir söz söyleme... Yüzüme bakma sakın!

Sesini duyan olur, sana göz koyan olur,

Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,

Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur...

 

Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar

Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun,

Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,

Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


2. Son Aşık

Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,

Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene

Ak düşünce saçların kumral rengine

Kollarında son aşıkın ben olacağım.

 

Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,

Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün

Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün...

O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

 

Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar...

O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar,

Esirgeme gözlerimden bir son buseni,

 

Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,

Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın

Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


3. Eriyen Adam

Gözlerim gözlerinde dinlenirken eriyor,

Eriyor yaklaşırken dudağına dudağım.

Zerrelerim çözülmüş gibi sesler veriyor,

Ben sıcak bir denize inen buzdan bir dağım.

 

Yanında damla damla bittiğimi duyarım,

Yoklarım yerinde mi yüzüm, alnım, saçlarım?

Bir göğüs geçirerek derim ki: 'Yine varım,

Fakat bir rüya gibi şimdi kaybolacağım'

 

Bir gün, için içimde neyim varsa alacak,

Varlığım bir su olup kabından boşalacak,

Benden nişan olarak kucağında kalacak

Boş bir yığın: Elbisem, gömleğim, boyunbağım.

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


4. Çoban Çeşmesi

Derinden derine ırmaklar ağlar,

Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,

Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,

Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

 

"Göynünü Şirin'in aşkı sarınca

Yol almış hayatın ufuklarınca,

O hızla dağları Ferhat yarınca

Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."

 

O zaman başından aşkındı derdi,

Mermeri oyardı, taşı delerdi.

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.

Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

 

Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,

Kerem'in sazına cevap veren bu,

Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...

Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

 

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,

Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,

Ateşten kızaran bir gül ararda,

Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

 

Ne şair yaş döker ne aşık ağlar,

Tarihe karıştı eski sevdalar.

Beyhude seslenir, beyhude cağlar,

Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


5. Dün Bir Kadın Ağladı

Güneşle ayın bile girmediği bir yerde

Dün ancak gözyaşıyle sönen bir ateş yandı.

Sesini yükselterek karşımda perde perde,

Dün bir kadın ağladı, bir gönül parçalandı...

Kolumun çemberine atarak varlığını

Yandı, yandırdı beni canlı bir kor yığını!

Dün bir kadın gözünün gördüm yaşardığını,

"Senin adın ne?" dedim."Sorma" diye kıvrandı.

Derdini birbir açtı karşısında ocağın,

Gözleri dopdoluydu, saçları darmadağın.

Her gece bir yabancı barındıran yatağın

Baş ucundan göklere bir ah olup uzandı.

Anlattı her kulağın duyduğu yalanları,

Kalbini üç beş karış kumaşla alanları,

Nasıl çevirdiğini yolda geç kalanları...

En hazini evine tek döndüğü zamandı!

İçim bir zindan gibi kilitlendi sevince,

Bu zindanda çiçekten beyaz, ipekten ince,

Aldatılmış, atılmış kadınlar birleşince

Göynümdeki canavar zincirinden boşandı...

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


6. Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,

Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.

Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar,

Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...

Son yolcunun gömüldü yolda son adımları,

Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.

Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:

Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,

Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,

Yollarını bekledim görüneceksin diye.

Senin için kandiller tutuştu kendisinden,

Resmine sürme çektim kandillerin isinden.

Saksıda incilendi yapraklar senin için,

Söylendi gelmez diye uzaklar senin için...

Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,

Saatler son gecenin geçti cenazesiyle,

Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,

Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


7. Son Beklediğim

Ufkumda bulutlar kümelerken kara bahtım,

Ben her gönül ufkunda doğan sabahtım.

Devran herkese taslarla zehir sundu da birden

Ben herkese bir neşe yarattım o zehirden.

Bir köprü kurup, zulmetin ardında, seherle,

Bildim gülüp eğlenmeyi ömrümce kederle.

Alnımdaki her çizgi beyaz bir gece saklar,

Bir başka şafaktır saçımın gördüğü aklar.

Farkım ne, emel kaynağı bir körpe çocuktan,

Madem ki henüz gelmedi son yolcum ufuktan?

Ömrümce neden yılları zincir gibi çektim,

Madem ki bir aşk uğruna can vermeyecektim?

Bir müjde taşır her gün uzaktan bana rüzgar;

Elbet gelecek, gelmedi, bir beklediğim var!

 

Son beklediğim gelmeden, ölsem de yüzünde,

Devran bulacak yar ile ağyarı hüzünde.

İsmim gezecek pembe dudaklarda elemle,

Gözler dolacak bir çocuk ölmüş gibi nemle,

Bir günde doğup can veren altın kelebekler,

Bizden daha genç bir şair öldü diyecekler!

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


8. P*ç

Sıcak bir el değmeden henüz ilk gözyaşına

Kundağını serdiler bir musalla taşına

Gözlerin bir caminin eşiğinde açıldı

Atıldın doğduğun gün hayata tek başına

 

Yanında anan olsa gene ömrün bahardı

Sana dar günlerinde açık bir kucak vardı

Bağrına "oğlum" diye bastı İsa’yı Meryem

Bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.

 

Sana soylu olanlar der ki "soysuz kişi bu"

Onların belli çünkü gelmişi geçmişi bu

Biz neden soyluyuz da, sana soysuz diyorlar?

Aslını hiç arama, tesadüfün işi bu.

 

Haydi adsız doğmanın derdini duya duya

Yat ölüme benzeyen bir uğursuz uykuya

Yazık ki boğazına bir ip geçirmediler

Yazık ki atmadılar seni bir kör kuyuya.

 

Tanır gibi yüzüne bakınca her geçici

Yarın öksüz kalbinin burkulacaktır içi

İki kattır azabın günahı işleyenden

Anana "kahpe" derler, sana "kahpenin p*çi"...

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


9. Firari

Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin

Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile

Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin

Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.

 

Sana çirkin demedim ben, kafir demedim

Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin

Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim

Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.

 

Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine

Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.

Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine

Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


10. Gençlik

Anlattı erenler: Bir bahar değil,

Aşıkın ömründe bin bahar varmış.

Hicranla ağaran bu saçlar değil,

Sevgisiz kalan kalb ihtiyarlarmış...

 

Sorardım sırrını hiç düşünmeden:

'Bu fani gönlümün sevinci neden?'

Beni günden güne meğer genç eden

Daima değişen maceralarmış!

 

Gönlümde kovalar eskiden beri

Sarışın kumralı, kumral esmeri.

Dolmadan boşalmaz birinin yeri.

Gönlümde, anladım, her dem baharmış.

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


11. Melek

Annesi dün Zeynebe

"Melek yavrum!" diyordu,

İşitince bu sözü

Kız merak etti, sordu:

 

-Melek yavrum ne demek?

Doğrusu anlamadım.

Melek kanatlı olur;

Hani benim kanadım?

 

Cevap verdi annesi:

- Üç yavrum daha vardı,

Onlar kanatlanarak

Elimden uçmuşlardı.

 

Hepsi yalnız bıraktı,

Bu talihsiz kadını,

Bari sen uçma diye

Kopardım kanadını!

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


12. Memleket Türküsü

El gibi dolaşma Anadolu'nda,

Arkadaş, yurdunu içinden tanı.

Dinle bir yosmayı pınar yolunda,

Dinle bir yaylada garip çobanı.

 

Bir ıssız ev gibi gezdiğin bu yurt,

Yıllarca döktürür sana gözyaşı,

Yavrunun derdiyle ah eder Bayburt,

Turnanın özlemi yakar Maraş'ı...

 

Bir gölü andırır bil ki dört yanın,

Bağrını delmezse yanık türküler.

Varlığı bu korla tutuşmayanın,

Kirpiği yaşarsa, gözleri güler.

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


13. Zafer Türküsü

Yaşamaz ölümü göze almayan

Zafer, göz yummadan koşar da gider.

Bayrağa kanının alı çalmayan

Gözyaşı boşana boşana gider!

 

Kazanmak istersen sen de zaferi

Gürleyen sesinle doldur gökleri

Zafer dedikleri kahraman peri

Susandan kaçar da coşana gider.

 

Bu yolda herkes bir ey delikanlı

Diriler şerefli ölüler şanlı

Yurt için döğüşen başı dumanlı

Her zaman bu şandan, o şana gider.

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


14. Kış Bahçeleri

Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta,

Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı

Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,

Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.

 

Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden

Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,

Üstündeki son dallar ağarmış diye birden

Pas tuttu nihayet suların rengi havuzda.

 

Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;

Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.

Mehtaba çalan sapsarı benziyle ufukta,

Binlerce dalın verdiği tek meyva güneştir.

 

İçlenme tabiattaki yekpare kederden,

Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.

Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,

Onlarla giden günlerimiz dönmeyecektir.

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri


15. Koşma

Kirpiğine sürme çek,

Kına yak parmağına:

Bu yıl yaşın girecek,

Kız, gelinlik çağına.

 

Anlatıyor duruşum,

Ben sana vurulmuşum;

Ko, düşsün gönül kuşum

Saçlarının ağına.

 

Yaş olsam gözden akmam.

Göz olsam gayre bakmam,

Vatanımsın, bırakmam

Ellerin kucağına!

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ahmet Hamdi Tanpınar ŞiirleriFuzuli Şiirleri
Ahmed Arif ŞiirleriArif Nihat Asya Şiirleri
İsmet Özel ŞiirleriMevlana Şiirleri
Nihal Atsız ŞiirleriAbdürrahim Karakoç Şiirleri
Ömer Hayyam ŞiirleriCemal Safi Şiirleri

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum