• DOLAR5,4683-0.28
  • EURO6,1708-0.32
  • ALTIN211,318-0.17
  • BIST93.4920.84

Osmanlı Devleti’nde Medreseler

Osmanlı Devleti’nde Medreseler

Bu makalemizde Osmanlı Devleti eğitim sisteminde yer alan Osmanlı Medreseleri hakkında bilgiler vereceğiz.

Haber güncelleme tarihi 03.05.2017 09:14

Osmanlı Devleti'nde Medrese Eğitimi

Osmanlı Medreseleri’nde talebeler Sıbyan Mektepleri’ni bitirip veya o seviyede hususi bir eğitim gördükten sonra medreselere girebilmekteydi. Zira en aşağı derecelerdeki Haşiye-i Tecrid Medreseleri’ndeki dersleri bile anlayabilmek için hiç olmazsa okuma yazmanın ve bir miktar ilmihal bilgisinin olması gerekiyordu. 

20’li medreselerde bir müderrisin dersine başlayan talebe, aradaki dersleri okuduktan sonra hocasından icazetle 30’lu bir medresedeki müderrisin dersine devam eder ve sonra 40’lı medreseye oradan da yine hocasının icazetiyle 50’li medreseye geçiş yapabilirdi. Bunların ardından  Sahn-ı Seman ya da Süleymaniye Medresesi'ne girip mülazemet için saraya dahil olurdu. Klasik dönemde talebenin her medresede ne kadar okuması gerektiği hususunda asgari süreler belirlenirdi.

 

Misal Kanuni döneminde Sahn-ı Seman’a ulaşıncaya kadar;

  • 20’lı medresede 2 yıl
  • 30’lu medresede 2 yıl
  • 40’lı medresede 2-3 yıl eğitim görülürdü.

 

Buna rağmen başarılı ve zeki öğrencilerin daha erken mezun olmalarının önünde bir engel yoktu.

 

OSMANLI MEDRESE SİSTEMİNDE MÜFREDAT:

İlk dönemlerden itibaren tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve mantık gibi dini muhtevalı ve pratik temin eden derslerin yanında, bu derslerin daha iyi anlaşılması için dil dersleri  olan Arapça, Farsça, nahif belagat dersleri okutulurdu.Dersler esas olarak kitaba bağlıydı. Bu sebepten ötürü kitap ve ders adları beraber anılırdı. Okunan kitaplar derslerin adıydı. 

 

Medreselere göre okutulan kitaplar ise şu şekildedir:

  • 20’li Medreseler: Haşiyeyi Tecrit - Kelam
  • Seyyit Şerif Cürcani / Belagattan Muhteval - Sadettin Taftazani 
  • Fıkıhtan: Şerif Cürcani

Bu eserler belli bir bölümüne kadar okutulmuştur.

 

Osmanlı medreseleri ortalama 11 hücreden oluşuyordu. 16 yatılı talebe alıyordu.Yatılı talebe olduğu buradan anlaşılmaktadır. Diğer tarafta tek bir odalı medreseler bulunduğu gibi tek öğrencili medreselere de rastlamak mümkündür. En kalabalık medrese 113 talebeden mevcuttu. Umumi olarak Osmanlı medreselerinin yüzde 80 oranı 10-14 öğrenci kapasitelidir.

 

SAHN-I SEMAN

Fatih’in yaptırdırdığı Sahn-ı Seman Medresesi’nin her bölümünün 19 odası vardır. 8 müderristen her birinin odası ve 50 akçe yevmiyesi vardı. Ayrıca 8 medresede her birine beşer akçe yevmiye ile birer muid tahin edilmiştir. Onlarında odası vardı. İkişer akçe yevmiye ve imaretten ekmek ve çorba verilen birer danişmentte bulunurdu. Geri kalan iki odada kapıcılara, faraşçılara tahsis edilmişti. Muhitler hem medrese talebelerinin inzibatiyle alakadar olur, hem de müderrisin tuttuğu dersin ihlasıyla iştigal olurlardı. Muhidler danişmentlerin en liyakatlı olanları arasından seçilirdi. Sahn-ı Seman Medreseleri’nin oda sayısı toplam 152 idi. 

Arka taraflarında yüksek tahsile (Sahn-ı Danişment yetiştirmek üzere Tetimme adında daha küçük 8 medrese inşa edilmiştir. Bunlar derece itibariyle orta tahsil veya Sahn-ı’ya hazırlık demekti. Tetimme talebesine Saf da denilirdi. Burada her Saf’ta bir hücre oluşturulmuştu. Bu odalardan her birisine ihtiyaçlarını sarf edebilmek ve mum parası almak üzere aydan aya beşer akçe tahsil edilmiştir. Yemekler imaretten tayin edilmiştir. Tetimme talebeleri , Sahn-ı Medresesi talebesi olan danişmentlerden ders alıyorlardı.

 

Osmanlı Medreseleri’nin tatil günleri 15. Asrın ikinci yarısına kadar Salı ve Cuma günleri şeklindeydi. Molla Şems-i’nin zamanında bu tatil günlerine Pazartesi günü de eklendi. O zaman talebelere okutulan kitaplar Molla Taftazani ve Cürcani’nin eserleri idi. Bunları temin etmek kolay değildi. Kitaplarını rahatça istinsah edebilmeleri için talebelere kolaylık olsun diye, Molla Şemsettin Fenari Pazartesi günleri de ders yapmıyordu. Böylece ders günlerı 5‘den 4’e düştü. Bu günler dışında kandiller, bayram günleri ve ramazan günleri umumi tatil olurdu.

 

Bir medrese talebesinin 20’li Medrese’den başlayarak eğitimini alıp Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Medreseleri’ni tamamlaması icazet yoluyla gerçekleşirdi. Yani kendisine müderrislik yapabileceği yönünde belge verilirdi. Müderris Namzeti bundan sonra nöbet denilen müderrislik veya kadılık olmak için sıra beklerdi. Şayet Anadolu’da müderris veya kadı olmak istiyorsa, Anadolu kazaskerliği, Rumeli’de olmak istiyorsa Rumeli Kazaskerliği muayyen günlerdeki meclisine devam edip matlap denilen deftere (Ruzname) ismini kaydettirirdi. Nöbet sırası gelince en aşağı derecedeki Haşiye-i Tecrit Medresesi müderrisliklerinden birisine tayin olurdu. Şayet medreseden mezun olup müderrislik için nöbet bekleyen danişment askeri sınıfa geçmek isterse kendisine 20.000 akçe ile zeametin ilk derecesi verilirdi.

 

Sırasıyla terfi eden müderris bir üst derecedeki medresede grev yapmasına müteakip, nihayet Sahn-ı Seman Medresesi’nden birisine terfi eder ve bu suretle profesör olurdu. Bütün müderrislerin tayinlerini evvelce kazaskerler padişaha arz ederek yapardı. 16 asrın ortalarından itibaren ise 20-30 ve 40’lı Medreseler’deki müderrisleri Kazasker tayin etmeye başladı. Daha yukarı medreselerdeki müderrisleri ise Şeyhülislam Sadrazam onayıyla atamaya başlamıştır.

Herhangi bir medresede boşluk olup oraya aynı derecede birkaç müderris tayin olursa aralarında imtihan yapılırdı. Bunun için müderrislere bir konu verilip bu mesele üzerinden bir risale yazıp sunum yapmaları istenirdi. Daha sonra bir heyet tarafından  risalede kim muvaffak olmuşsa medreseye o atanırdı. Müderrislerin imtihanlarında kazaskerlerde bulunup umuma açık camilerin birisinde yapılırdı. Tertip edilen sunuma  medrese ve müderris dereceleriyle mütenasip olunurdu.

 

20’li medrese müderrisliğinden itibaren son müderrisliğe kadar herhangi bir müderris dercesine göre bir kadılığa geçebilirdi. 20 ve 30’lu müderrisler 20-30 akçe kazanan kadılıklara, 40-50 akçe yevmiyeli müderrisler 150 akçe sancağına, Sahn-ı ile 60 akçe yevmiyeli müderrisler Mevleviye’ye tabi olunan 300-500 akçeli eyalet kadılıklarına tayin olurdu.

NeOldu.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İLGİLİ HABERLER
BENZER HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.