• DOLAR6,12440.38
  • EURO7,20480.36
  • ALTIN236,636-0.22
  • BIST99.7050.16

İran İslam Devrimi

İran İslam Devrimi

İran İslam Devrimi ve kronolojik gelişimi

Haber güncelleme tarihi 19.05.2017 09:52

İran’da 1950’lerden itibaren yönetimi elinde tutan Şah Muhammed Rıza Pehlevi, ülkenin modernleştirilmesi yönünde bir politika izlemekteydi. Bunu yaparken de dayandığı temel unsur, özellikle 1973 Petrol Krizi’nden sonra birkaç artan muazzam petrol gelirleriydi.

Ülkenin artan refahına rağmen, gelirlerin paylaşımında çok büyük bir adaletsizlik mevcuttu. Saray ve çevresindeki küçük egemen sınıf, ülkedeki siyasal yapıyı olduğu kadar ekonomik yapıyı da kontrol etmekteydi. Özellikle işçi ve köylülerden oluşan alt sınıflar adaletsiz düzenden hiç memnun değildi.

İran toplumsal yapısında çok önemli bir yere sahip olan esnafların oluşturduğu çarşı (bazaar) da şah yönetimine karşı yavaş yavaş muhalif bir çizgiye kaymaktaydı. Çarşı’nın geleneksel müttefiki Şii din adamları arasında da şah yönetimine karşı tepki büyüdü. Şii din adamları sınıfı zaten şah tarafından uygulanan modernleşme politikalarından derin bir rahatsızlık duymaktaydı.

Şah’ın İran’daki İslami değerlerin yerine milliyetçi modern değerleri hakim kılma yönündeki politikası muhalefetin içindeki İslami unsurları hızla güçlendirmişti. Ayetullah Humeyni gibi önde gelen bazı din adamları yıllar önce ülkeyi terk etmek zorunda kalmış, şah ve rejim karşıtı muhalefetlerini yurt dışından sürdürmeye başlamışlardı.

Şah yönetimi 1950’lerden itibaren ABD ile yakın ilişkiler kurmuş, İran’ı bölgede Türkiye ve İsrail’le birlikte en önemli Batı yanlısı ülkelerden biri hâline getirmişti. Petrol gelirlerindeki artış özellikle Amerikan silahlarıyla teçhiz edilmiş büyük bir ordunun yaratılması içinde kullanılmıştı.

Şah, İran’ı bölgesel bir güç hâline getirmeye çalışmaktaydı. Bu durum, bölgedeki devletlerde endişe yaratmaktaydı. Şah rejiminin en önemli özelliklerinden biri de anti-demokratik baskıcı niteliğiydi. Toplumsal muhalefet kanallarının oluşmasına hiçbir şekilde izin verilmemekte, polis ve istihbarat servisi her türlü muhalefeti acımasızca bastırma yoluna gitmekteydi.

Bu çerçevede, 1977’den sonra büyüyen ve sokağa inmeye başlayan toplumsal muhalefet de çok sert yöntemlerle bastırılmaya çalışıldı. Bu baskı muhalefeti azaltacağına daha da güçlendiren bir etki yarattı. Kontrolü kaybetmekte olduğunu anlayan şah, 1978 sonlarından itibaren muhalefeti tatmin etmek için bazı adımlar attıysa da istediği sonucu alamadı. İşçilerin genel greve gitmesi ülkedeki düzeni tamamen sarstı.

ABD’den ve Batılı müttefiklerinden beklediği desteği alamayan şah, ordunun da kendisine karşı tavır alması üzerine 1979 Ocak’ında ailesiyle yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Şubat başında Şii hiyerarşisinin en üstünde bulunan Humeyni, Paris’teki sürgünden geri döndü. Humeyni’yi milyonlarca İranlı karşıladı.

Ayetullah Humeyni-iran-islam-devrimi.jpg

Ülkeye dönen Humeyni hemen devrimin liderliğini ele geçirdi ve ülkenin bir İslam Cumhuriyeti şeklinde yeniden yapılandırılması yönündeki görüşlerini uygulamaya soktu. Devrimin İslami bir nitelik kazanmaya başlaması, şah rejimine karşı iş birliği yapan çeşitli komünist, liberal, milliyetçi grupları rahatsız etti.

İktidarı ele geçiren İslamcılar diğer bütün muhalif grupları hızla tasfiye ettiler. Yeraltına çekilen ya da ülke dışına kaçan muhalifler yeni rejime karşı muhalefeti sürdürmeye devam etseler de başarılı olamadılar.

Devrim sonucunda İran İslami bir rejim çerçevesinde yeniden örgütlenirken, dış politikası da tamamen değişti. Batı’nın sadık müttefiki İran, bölgedeki en radikal ABD ve Batı karşıtı ülkelerden biri hâline geldi. Humeyni ABD’yi "büyük şeytan" olarak nitelendirmekteydi.

Ülkedeki siyasal, askeri ve ekonomik Amerikan varlığı hızla tasfiye edildi. Hatta 1979 Sonbahar’ında üniversite öğrencileri Tahran’daki ABD elçiliğini basarak 50 Amerikalıyı 15 ay boyunca rehin tuttular. ABD’nin 1980’de düzenlediği rehine kurtarma operasyonu ise büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Carter yönetiminin prestijine büyük bir gölge düşüren bu durum, 1980 sonunda yapılan başkanlık seçimlerinde Carter’ın kaybetmesinde de hayli etkili oldu.

Abd-buyuk-elciligi-baskini.jpg

İran-ABD ilişkilerindeki bu değişim ABD’nin küresel politikalarının değişiminde çok önemli bir etken olacak ve II. Soğuk Savaş’ın başlamasında asli bir rol oynayacaktır. Dolayısıyla, bölgesel bir değişim, küresel bir değişimin temel dinamiklerinden birini oluşturacaktı.

İran İslam Devrimi’nin en önemli etkilerinden biri de bölgede İslamcı dalgalanmayı hızlandırması oldu. İran İslam Devrimi’nin başarısı bölgedeki İslamcı grupları hem cesaretlendirdi hem de destek alabilecekleri büyük bir devletin ortaya çıkmasını sağladı.

Bunun da özelinde, Orta Doğu’daki geniş Şii nüfusun yeni İran rejiminden etkileneceği ve bir “Şii eksen”in ortaya çıkabileceği yönünde bir endişe belirdi. Özellikle Şii nüfusun bulunduğu ve çoğunlukta olduğu Sünni yönetimlere sahip bölge devletlerinde bu endişe daha da fazlaydı. 

İran-islam-devrimi tarihi.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İLGİLİ HABERLER
BENZER HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.