• DOLAR3,9325-0.70
  • EURO4,6364-0.29
  • ALTIN163,1950.23
  • BIST105.9640.66

Cumhuriyet Sonrası Türkiye'de Basın

Cumhuriyet Sonrası Türkiye'de Basın

Cumhuriyet'in ilanının ardından Türk Basın'ın tarihi yolculuğunu sizler için inceledik.

Haber güncelleme tarihi 19.05.2017 10:22

Türk İngiliz ilişkilerinde bu süreçte hızlı bir iyileşme vardır. Bazı çevreler bu ilişkilerin prematüre bir ilişki olduğunu söylemektedir. Türk Yunan ilişkileri de bu süreçte gelişmiş Venizelos Atatürk’ü nobel ödülüne aday göstermiştir. Türkiye’de bu tür ilişkileri uluslararası başarı olarak görme gibi bir alışkanlık vardır.

venizelos-ataturk.jpg

1926’da Musul kaybedildiğinde Türkiye’deki gazeteler Türk Irak hududu sorunsuz bir şekilde çözüldü yönünde haberler yapmıştır.  Bu tarz haberler siyasi atmosferle oldukça alakalıdır. 1920’li yılların gazetelerinde tek yanlı bir bakış vardır. Takrir-i Sükun ile basındaki muhalefetten kurtulma yoluna gidilmiştir. Nitekim bu konuda başarıya ulaşılmıştır. Atatürk’ün basına bakışı; ‘’Basın Türk İnkılabı’nın kalesidir. Basın inkılapları destekleyecektir. Mühim olan yeni inkılapların yaygınlaştırılması ve toplum nazarında eleştirilmemesi için bir rol üstlenmesi’’ düşüncesidir. Bu süreç demokratik bir takım fikirlerin tartışıldığı bir ortam değil, inkılap fikrinin kabul edilmesi ve toplumu bu yönde yönlendirmesi misyonunu üstlenmektedir. 

Bütün iktidarlar basını lehine kullanmak isterler. Basın kanunu ülkelerde, basını iktidardan koruyan bir mahiyet arz eder. Basın düzenin aksayan yönleri göstermektir. Habercilik ve basın özgürlüğü toplumun faydasına yapılan bir iştir. Bir ülkede basına yönelik hareketler, tutuklamalar yargılamalara karşı bir hassasiyet vardır.

Basının durumu ittihadi yapısı, sermaye ilişkileri şeffaf olmak zorundadır. Çok sesli basın olması elzemdir. Farklı sermaye gruplarının da basının içinde olması gerekmektedir. Bu Turgut Özal zamanında olmuştur. 

Türkiye’de Takrir-i Sükun’dan itibaren tek tip gazetecilik inşa edilmiştir. Bu devletle ve Cumhuriyet ile sorunu olmayan bir basının yaratılamasıdır. Basının devletle uyumlu, yerleşik düzenle uyumlu halini devam ettirmek için iktidar sahipleri ile basını sermaye olarak destekleyenler arasında çıkar ilişkisi her daim olmuştur. Basın günümüze kadar aynı çevrelerin içinde kalmıştır. Farklı isimler vardır ancak ideolojik tekelleşme mevcuttur. iktidarlar basını beslemiştir. Geçmişte Türkiye’de gündeme gelmesi istenen konular gündeme gelmiş, devletinin istemediği konular gündemde yer bulamamıştır. 

Uluslararası dengeler bakımından Anadolu’daki hareket bir İttihatçılık hareketi olmamalıydı. Mustafa Kemal Atatürk bir dönemden sonra ittihatçılarla arasına bir mesafe komuştur. 1926’da ittihatçılar tasfiye edilmiştir. Bu İzmir Suikasti girişimi sonrasında olmuştur. 

Mustafa Kemal Atatürk’le uyumlu çalışan ittihatçılar varlığını sürdürmüşlerdir. Celal Bayar’da bir ittihatçıydı.

demokrat-parti.jpg

CHP yeni urulduğunda İttihat ve Terakki’nin izlerini taşımıştır. Demokrat Parti’yi de CHP’liler kurmuşlardır.

NeOldu.com

İLGİLİ HABERLER
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
BENZER HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.