Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri – En Güzel 15 Şiiri

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri – En Güzel 15 Şiiri
25.11.202017:10

Yavuz Bülent Bakiler 1936 yılında dünyaya gelmiştir. Lise çağlarından itibaren şiir yazmaya başlayan Yavuz Bülent Bakiler edebiyatımıza çok önemli eserler kazandırmıştır. Bu içeriğimizde en güzel Yavuz Bülent Bakiler şiirlerini derledik.

Haber güncelleme tarihi 25.11.2020 17:10

En Güzel ve Kısa Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri

Yavuz Bülent Bakiler 23 Nisan 1936 yılında Sivas’ta dünyaya geldi. Üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. Bir süre gazetede çalıştıktan sonra TRT Ankara Radyosunda programlar hazırladı ve sundu. Avukatlık mesleği de yapan Bakiler sanata da yöneldi. Lise çağlarında yazdığı şiirler birçok dergide ve gazetede yayımlandı. Özellikle "Gözlerin İstanbul Oluyor Birden" şiiriyle tanındı. Bu içeriğimizde en güzel ve kısa Yavuz Bülent Bakiler şiirlerini derledik.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri;

1. Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Martılar konuyor omuzlarıma,

Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım

Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen

Durgun sular gibi azalacağım

Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince

Yalnız gözlerime bak diyeceksin.

Ellerim usulca ellerine değince

Kaybolup gideceksin

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere

Bir elim seni silecek.

Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere

Senin için yeni baştan can kesilecek.

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde

Sonra seni kaybetmek hemen her yerde

Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak

Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Martılar konuyor omuzlarıma,

Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


2. Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.

Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik

Saçlarında ilkbahar..

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Gülüşünde taze serin bir rüzgar

Ellerin yine eskisi kadar güzel

Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Hasretin içimde sonsuzluk kadar.

Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.

Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.

Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm

Benim olmuş dünyalar...

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


3. Sen Sen Sen

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,

Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.

Hiç kimse aramasa sormasa beni

Sen gelsen yeter..

 

Huzur ellerinin güzelliğidir.

Gözlerin karşımda mutluluk denizi.

Her sabah soframızda ekmeğimizi

Sen bölsen yeter..

 

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin

Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam

Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam

Sen dolsan yeter..

 

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.

Bende sabır sende naz..

Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz

Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

 

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,

Sende karar kıldığını...

Ve içimin şerha şerha yarıldığını,

Sen bilsen yeter..

 

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..

Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..

Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,

Eğilsen yeter...........

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


4. Sivas'ta Yoksul Çocuklar

Sivas'ta Ulu Camii avlusunda çocuklar

Yalvaran gözlerle etrafa baka baka

Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:

-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

 

Hükümet konağının yanında biri

Bir kemik kalmış bir deri...

'Boya cila yimbeş,boya cila yimbeş' diye ağlıyor

Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

 

Garipler Pazarı'nda körpe çocuklar

Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...

Öldüren bir çığlık dudaklarında:

-Boş hamal!boş hamal!boş hamal!

 

Nane satan su satan yetim çocuklar

Şarkı söyleyemediler güneşe aya...

Biliyorum ne masal dinlemeye doydular

Ne oyun oynamaya...

 

Bezirci'de,Yüceyurt'ta Altıntabak'ta...

Çocuklar var incecik yüzleri nurdan

Ama toz toprak içinde elleri ayakları

Oyuncakları çamurdan...

 

Ve günahkar çocuklar,suçlu çocuklar

Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi

Bu suç bizim suçumuz,bu günah bizim

Affedin bizi.

 

Gökteki yıldızlar kadar sayısız

Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları

Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!

Alın bu gözleri benden,alın bu yüreği artık

Utanıyorum yaşamaktan.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


5. Farkında mısın?

Anneciğim bilmem farkında mısın?

Söylenmemiş en mübarek en aziz

Duygularla çepe çevre çaresiz

Sana yöneldiğimin farkında mısın?

 

Demeden yakın ırak

Bulutlarla savrulup, ırmaklarla akarak

Sana 'Anne' diyen dilleri kıskanarak

Kapına geldiğimin farkında mısın?

 

Bütün anneleri düşündüm tek tek

Sensin benim için en güzel örnek

Seni dinleyerek, seni severek

Nasıl yüceldiğimin farkında mısın?

 

Seni göremedim diye bu bahar

İçimde bin türlü duygunun isyanı var

Turnaların gökyüzünü sevdiği kadar

Seni sevdiğimin farkında mısın?

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


6. Anadolu

Ben Anadoluyum...

Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç...

 

Şükrederek, kalktığım sofralarımda

Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.

 

Hastalarım ölüm yataklarında

Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.

 

Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,

Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...

 

Devlet denince hep vergi geldi aklıma

Jandarma deyince kırbaç...

 

En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti

Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.

 

Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında

Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç...

 

Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara

Barışta düştü üstüme gölge gölge haç...

 

Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ

Alın terine muhtaç...

 

Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;

Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç...

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


7. A...

Geceler kurşun gibi iner üstüme birden

Hayalin çıkıp gelir uzaklardan karşıma

Sonra yüreğimi bir kara sevda tutar

Ama sen duymazsın duyduğumu A...

 

Ne bir türkü söylersin gizlice ağlayarak

Ne bir akşam içinde bir yara göz göz açar.

Ne efkar basar seni akşamları ansızın

Ne uykuların kaçar.

 

Konuşsam bir türlü, sussam bir türlü

Yıllar yılı yüreğimde büyüyen sırsın

Bir sigara dumanına uzanır gibi usulca

Dokunsam saçlarına, kırılırsın.

 

Kaçtım şehir şehir çok uzaklara

Boşuna gurbet acısı tattım.

Oyalandım durdum seni unutmak için

Kendimi boşuna aldattım.

 

Anladım faydası yok uzak kalmanın artık

Seni kader çizgisiyle alnıma yazan haktır.

Unutmak ne mümkün gözlerinin rengini,

Seni çılgın gibi sevmek yaşamaktır.

 

Bir serin rüzgarsın yüzüme vuran

Yüreğimi yakan bir avuç korsun.

Gökler biliyor sevdamı, taş duvarlar biliyor

Sen bilmiyorsun.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


8. Çaresiz

ah bilsen bir bilsen duyduklarımı

sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden

ve nehirler boşalacak bir anda içerimden

sakın bilme...

 

anlatsan duyarım bütün güzellikleri

erir dağlarımın başındaki kar

sussan içerimde kıyamet kopar

sakın konuşma...

 

ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak

ha görmemek gözlerini, ikisi de bir

bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir

sakın bakma...

 

bir haberin gelse iki satırlık

yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir

bir martı gibi çıkar kapına gelir

sakın yazma...

 

çıkıp gittiğinden beri, sessiz sedasız

başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm

dönmezsen çaresiz kalır ölürüm

sakın gelme...

 

işte dağlar, taşlar şahidim olsun

yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum

dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum

sakın işitme...

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


9. Türkiyem, Anayurdum, Sebebim, Çarem!

Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim

Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye.

Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla

Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye!

 

O tezek topladığım kırlar, yaylalar...

Başına oturduğum, yemek yediğim atandır.

Türkiye'm, anayurdum, sebebim, çarem...

Taşına toprağına vurgunluğum bundandır...

 

Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar

Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye.

Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle.

Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye!

 

Bir Peygamber sofrasıydı soframız:

Biraz tandır ekmeği, biraz çökelik...

Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana

Mecnunlar gibi üstelik.

 

Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı

Dizlerini döve döve ağlardı anam.

Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam

Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan!

 

Türkiye'm! Hasretim! Kınalı türküm! ..

İçiçe güzellik, uç uca kahır

Yüreğimi bin parçaya bölseler

Her parçası yine seni çağrışır.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


10. Soru

Ellerin neden soğuk,üşümüş müsün?

Gerçek misin,düş müsün?

Kar mı yağdı sokaklara,rüzgar mı esti?

Üşümüş müsün?

 

Odaları bir büyük sessizlik almış

Anladım ki artık her şey masalmış.

Dudakların açık kalmış.

Gülmüş müsün?

 

Neden yatıyorsun böyle upuzun

Gözlerin neden dalgın,yüzün neden öyle mahzun

Bir bilinmez yerinde uykumuzun

Ölmüş müsün?

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


11. Yağmur Güzeli

Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince

Rüzgarlar esmiyor mu serince

Bir sigara yakıyorum efkarlanarak

Çıkıp karşıma sen geliyorsun

Saçların ıslanmış oluyor

“Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü

Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor

Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden

Ellerim boşlukta kalıyor.

 

Bir gün çıkıp gideceksin

Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak

Cadde cadde,sokak sokak

Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım

Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar.

Saklamak zor olacak,çaresiz kalacağım

Seni sevdiğimi anlayacaklar.

Üstüme yağmurlar yağacak

İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım

Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak

Kahrolacağım.

 

Bu şiiri yağmur yağarken yazdım

Ezanlar okunuyordu minarelerden

Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda

Sokaklara çıkmayı göze almazdım.

Melul mahzun dolaşmazdım akşam karanlığında,

Duraklarda yapayalnız kalmazdım.

 

Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince

Rüzgarlar esmiyor mu serince

Bir sigara yakıyorum efkarlanarak

Çıkıp karşıma sen geliyorsun

Saçların ıslanmış oluyor

“Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü

Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor

Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden

Ellerim boşlukta kalıyor.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


12. Çile

Bu şehrin sokaklarında her akşam yorgun

Sarışın kızlar dolaşır.

İsimleri teker teker benim üstüme çıkar

Sevdasını başkaları paylaşır.

 

Bu şehrin evlerinde esmer kadınlar oturur.

Ateş böcekleri gibi geceye karşı gerinir.

Başka delikanlılar uzanır yanlarına,

Elalem beni bilir.

 

Bilmiyorum, görmedim, duymadım, tanımadım

Bu sarışın kızlar kim, bu esmer kadınlar kim?

Birgün bu rezil şehrin rezil sokaklarına

Elveda diyeceğim.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


13. Benim

Ve büyür gözlerimde güvercin güzelliğin

Sonra bıkıp usanmadan sabahlara dek

Biri durur kapında korkulu ürkek...

O duran benim.

 

Bir gölge gibi düştüm ardına yıllardan beri

Sordum seni şehir şehir

Şimdi her gece yarısı rüzgâr değildir

Pencerene vuran benim.

 

Bir gün bölerse uykunu bir saat çıngırağı

Birdenbire yatağından kalkıp oturma

Öyle korkulu gözlerle etrafına bakınma

Saatleri kuran benim.

 

Senin bir suçun yok kabahat bende

Bitsin bu kıskançlık gayrı diyerek,

Boy verdiğin aynaları istemeyerek

Tekrar tekrar kıran benim.

 

Bir ceylan gibi durma artık gecenin ortasında

Ceylan gibi bakma oraya

Seni bir beyaz duvağa, altın halkaya...

Duyuran benim.

 

Kolay kolay unutulmaz adına yaktığım türküler

Kapanmaz yüreğime açtığın yara.

Her akşam saçlarını karanlıklara...

Savuran benim.

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


14. İsimsiz Şiir

Üstüme lapa lapa kar yağıyordu yeniden

Yeniden yüreğim beyaz bir lale

Berrak sular, ışıklar, çiçekler, renkler

Yeniden karşımda birer şelale

 

Artık benim için ne ekmek, ne su

Sağımda, solumda vehim ordusu.

Ve hep onu, bulamamak korkusu

Soyundum yeniden büyük melale.

 

Bana alev gibi bir şeyler yazdı

Sanki baştan başa şiirdi, nazdı...

Kırk yıl bile düşünsem olmazdı

Gelmezdi bu sevda akla, hayale.

 

Bitmiş tükenmiştim, efkarım çoktu

Salkım söğütlerden bir farkım yoktu

Yar beni yeni bir yarışa soktu

Şu halime bir bakın: deli-divane!

 

Gönlüm nakış nakış renkli bir kilim

Bir kınalı-güzel türküdür dilim

Yeminle anlatsam kim inanır kim

İçine düştüğüm bu çılgın hale.

 

Karışıp gitsem mi ebabillere

Adını versem mi karanfillere

Seslenip dursam mı sahillere

lale! lale! lale!

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri


15. Orda Bir Çocuk... Burda Ben

Bir ana gülümserken yorgun ve güzel

Yüreği müjdelerle tüy gibi hafiflerken,

Orda, bir çocuk doğar sımsıcak dünyamıza

Burda ben...

 

Dal nasıl, yaprak nasıl, ekin nasıl büyürse

Toprak nasıl uyanırsa bir incecik yağmurdan

Orda bir çocuk büyür yumak yumak bir nurdan,

Burda ben...

 

Koştuğu, atladığı, durduğu, uzandığı,

Düşüp kaldığı yerlerde gözbebeğim var.

Orda, toz-toprak içinde bir çocuk ağlar,

Burda ben...

 

Ne oyun oynamak ister, ne uyku ne su,

Ne elişi resimleri gönlünü alır.

Orda, bir uzak evde bir çocuk yetim kalır,

Burda ben...

 

Dokunsam, martı gibi uçup gidecek sanki,

Solgun yüzlü bir avuç kar.

Orda, bir gece yarısı, bir hasta çocuk sayıklar,

Burda ben...

 

Birden bire uyanır bir ana uykusundan,

Sapsarı bir korkuyla bakakalır nefessiz.

Orda, sabaha karşı bir çocuk ölür sessiz,

Burda ben...

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
2
32
1
1
1
104
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Etiketler:
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 - 2020 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.