Nazım Hikmet ile Küçük Bir Yolculuk

Nazım Hikmet ile Küçük Bir Yolculuk
11.12.201515:59

Mavi Gözlü Dev lakabıyla anılan Nazım Hikmet, sisteme karşı duruşuyla dikkatleri üzerine çekmiştir. En büyük şairlerden olan Nazım Hikmet'in diğer bir adı da romantik devrimcidir. Sizler için en güzel Nazım Hikmet sözleri ve şiirlerini derledik.

Haber güncelleme tarihi 03.06.2017 09:28

Bugün sizler için Romantik Devrimci, Gülen Yüzlü Adam, Mavi Gözlü Dev gibi isimlerle anılan Nazım Hikmet Ran'ın en güzel sözlerini ve şiirlerini derledik. Nazım Hikmet'i anlamak için yaşamının küçük bir kısmını bilmeniz gerekir. Mesela Sovyetler'de komünist bir üniversitede okuması yaşamındaki en önemli gelişmelerdendir. Yazılarında ve şiirlerinde bu izleri görmemek mümkün değildir.

Nazım Hikmet Kimdir?

nazım hikmet

Nazım Hikmet, 20 Kasım 1902 yılında Selanik’te doğdu. Eğitim hayatının bir kısmını İstanbul’da okuduktan sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçti fakat sağlık durumlarından dolayı bahriyeden ayrılmak zorunda kalmışdı. Bolu’ya öğretmen olarak atandı. Sonrasında da Batum üzerinde Moskova’ya giderek Doğu Emakçiler Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. Gittiği 1921 yıllarında Moskova Devrimi'nin ilk yıllarına tanıklık etti. 1924 yılında Moskova’da yayınlanan Aydınlık 28 Kanunisan sahnelendi. O yıl yurda dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başladı. Bu dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti.

1928 yılında af kanununda yararlanarak tekrar Türkiye’ye döndü. Bu sefer de Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. Yine yazdıklarından dolayı 1938 yılında 28 yıl hapis cezasına çarpıtıldı. 12 sene süren tutuklama kararından sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle tekrardan Sovyetler Birliği’ne gitti. 

Bundan dolayı DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarıldı. Nazım Hikmet büyük dedesi olan Mahmut Celaleddin Paşa‘nın memleketi olan Polanya vatandaşlığına geçti ve soyadı da Borzecik oldu. Moskova’da 3 Haziran 1963 yılında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu.

Nazım Hikmet'in Başlıca Eserleri

Sizler için Nazım Hikmet tarafından kaleme alınan romanları, şiirleri, tiyatro oyunlarını derledik. Bu eserler içinde sadece başlıca eserleri yer almaktadır.

nazım hikmet

Romanları

  • Kan Konuşmaz, (1965)
  • Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
  • Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim, (1967)

Bazı Eserleri

  • Memleketimden İnsan Manzaraları
  • Kafatası
  • Unutulan Adam
  • Taranta Babu'ya Mektuplar
  • Ferhad ile Şirin
  • Kurtuluş Savaşı Destanı
  • Kız Çocuğu
  • Tahir ile Zühre
  • Şeyh Bedrettin Destanı
  • Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)

Şiir Kitapları

  • 835 Satır, (1929)
  • Jokond ile Si-Ya-u, (1929)
  • Varan 3, (1930)
  • 1 + 1 = 1, (1930)
  • Sesini Kaybeden Şehir, (1931)
  • Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)
  • Gece Gelen Telgraf, (1932)
  • Taranta Babu'ya Mektuplar, (1935)
  • Portreler, (1935)
  • Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
  • Saat 21-22 Şiirleri, (1965)
  • Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)
  • Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları'nın 3. kitabı), (1965)
  • Dört Hapishaneden, (1966)
  • Rubailer, (1966)
  • Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966)
  • Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967)
  • Kuvayi Milliye, (1968)

En Güzel Nazım Hikmet Ran Sözleri Sözleri

Nazım Hikmet'e vatan haini denilmiştir. Oysaki vatanını seven bu şair de zamanında anlaşılmamış ya da anlaşılmak istenmemiştir. Sizlere Nazım Hikmet tarafından söylenilen en güzel sözleri sunacağız. Bu sözleri Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ortamlarında paylaşabilirsiniz. İşte, en anlamlı Nazım Hikmet Ran sözleri;

nazım hikmet

- Kimselere anlatamadım. Kendime bile, ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni.

 

- Topraktan öğrenip kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhad’dır. Kerem’dir. ve Keloğlan’dır.

 

- Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması!

 

- Bahardı sevgilim bahardı ve bahtiyar olmak için toprakta, havada, suda her şey vardı sevgilim, her şey hazırdı, her şey vardı

 

- Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım.

 

- Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım da işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin!

 

- Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine. Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar. Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar.

 

- Ve bir gün ekler Nazım Hikmet mektubunun sonuna; herkese selam sana “HASRET”

 

- Yapraklara dallara, yeşillere, allara, nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara. Yaprak dala, al yeşile yaraşır, gayri bundan böyle vermem seni ellere.

nazım hikmet

- Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük!

 

Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.

 

- Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.

 

- Yağmur yağıyordu boyuna. Sözü onlar alıp dediler ona: ”Daha pazar kurulmadı kurulacak. Esen rüzgâr durulmadı durulacak. Boynu daha vurulmadı vurulacak.”

 

- Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git, ne demekti sevgilim?

 

- Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin…

 

- Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.

nazım hikmet

- Ve benim birden bire yüzünü değil, gözünü değil, sesini göresim geldi.

 

- Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya.

 

- Cebimde yoktu, yüreğimden verdim.

 

- Belki ben sana sevmeyi öğretemem, ama sen de bana, unutmayı öğretmezsin. Belki ben sana kavuşmayı öğretemem, ama sen de bana, ayrılığı öğretemezsin.

 

- Bir meltem olacak rüzgârım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde.

 

- Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. Sonra resmen kapandı o fasıl, şimdi üçüncüden bahsediyor, Amerikan doları fakat gün ışıdı her şeye rağmen…

 

- Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı.

 

- Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye işte ben onlardan değilim ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.

 

- Memleketim: Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

nazım hikmet

- Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.

 

- Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.

 

- Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da, hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil…

 

- Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım! (Necip Fazıl’ın “Benim idealimdeki rejim olsa seni astırır, sonra da mezarını türbe yaptırırdım” sözüne cevaben)

 

- Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur…

nazım hikmet

- Büyük insanlığın toprağında gölge yok, sokağında fener, penceresinde cam, ama umudu var büyük insanlığın, umutsuz yaşanmıyor.

 

- Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. ‘Ben’ deyip susması, ‘sen’ deyip ağlamaklı kalması.

 

- Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.

 

- İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde…

 

- Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım!

 

- Ne ben Sezarım, ne de sen Brütüssün. Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana kuşsun. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.

 

- Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir.

 

- Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır. Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.

 

- Sende ben; imkansızlığı seviyorum fakat; asla ümitsizliği değil…

 

- Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

nazım hikmet

- Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikâyenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese.

 

- Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez unutma. Bil ki; giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında!

 

- Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?

 

- Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın.

 

- Yazılarım otuz-kırk dilde basılır, Türkiye’mde Türkçemle yasak!

 

- Korkma giderken ‘b’yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum. Ne de olsa sen bitirdin bizi. Öyleyse sende kalmalı ‘izi’.

 

- Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

 

- Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.

Nazım Hikmet'in En Bilinen Şiirleri

Şiirleri içten yazmak için çok sevmek gerekir. Nazım Hikmet, Şuküfe Nihal Başar'a Bir Ayrılık Hikâyesi'ni yazmıştır. Memleket hasreti çeken şair, özgürlük ve memleket üzerine de şiirler, yazılar yazmıştır. İşte, Nazım Hikmet'in günümüzde en çok bilinen şiirleri, en duygusal Nazım Hikmet şiirleri;

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben

senden önce ölmek isterim.

Gidenin arkasından gelen

gideni bulacak mı zannediyorsun?

Ben zannetmiyorum bunu.

iyisi mi,beni yaktırırsın,

odanda ocağın üstüne korsun

içinde bir kavanozun.

Kavanoz camdan olsun,

şeffaf, beyaz camdan olsun

ki içinde beni görebilesin

Fedakarlığımı anlıyorsun

vazgeçtim toprak olmaktan,

vazgeçtim çiçek olmaktan

senin yanında kalabilmek için.

Ve toz oluyorum

yaşıyorum yanında senin.

Sonra, sen de ölünce

kavanozuma gelirsin.

Ve orada beraber yaşarız

külümün içinde külün

ta ki bir savruk gelin

yahut vefasız bir torun

bizi ordan atana kadar...

Ama biz

o zamana kadar

o kadar

karışacağız

ki birbirimize,

atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz

yan yana düşecek.

Toprağa beraber dalacağız.

Ve bir gün yabani bir çiçek

bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse

sapında muhakkak

iki çiçek açacak :

biri sen

biri de ben.

Ben

daha ölümü düşünmüyorum.

Ben daha bir çocuk doğuracağım

Hayat taşıyor içimden.

Kaynıyor kanım.

Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,

ama sen de beraber.

Ama ölüm de korkutmuyor beni.

Yalnız pek sevimsiz buluyorum

bizim cenaze şeklini.

Ben ölünceye kadar da

Bu düzelir herhalde.

Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?

içimden bir şey :

belki diyor.

***

Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor

Onlardan kalbime sevda geçmiyor

Ben yordum ruhumu biraz da sen yor

Çünkü bence şimdi herkes gibisin

 

Yolunu beklerken daha dün gece

Kaçıyorum bugün senden gizlice

Kalbime baktım da işte iyice

Anladım ki sen de herkes gibisin

 

Büsbütün unuttum seni eminim

Maziye karıştı şimdi yeminim

Kalbimde senin için yok bile kinim

Bence sen de şimdi herkes gibisin

***

Hürriyet Kavgası

sallanmak

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,

dalga dalga aydınlık oldular,

yürüdüler karanlığın üstüne.

Meydanları zaptettiler yine.

 

 Beyazıt'ta şehit düşen

 silkinip kalktı kabrinden,

 ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını

yıktı Şahmeran'ın mağarasını.

 

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.

Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.

Safları sıklaştırın çocuklar,

bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

***

Sen

aşkın gücü

sen esirliğim ve hürriyetimsin,

 çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,

 sen memleketimsin.

 sen elâ gözlerinde yeşil hâreler,

 sen büyük,güzel ve muzaffer

 ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin...

***

Tahirle Zühre Meselesi

yalnızlık

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,

bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte

yani yürekte.

 

Meselâ bir barikatta dövüşerek

meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken

meselâ denerken damarlarında bir serumu

 ölmek ayıp olur mu?

 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

 

Seversin dünyayı doludizgin

ama o bunun farkında değildir

ayrılmak istemezsin dünyadan

ama o senden ayrılacak

yani sen elmayı seviyorsun diye

elmanın da seni sevmesi şart mı?

Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık

yahut hiç sevmeseydi

Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

***

Vera'ya

Gelsene dedi bana

Kalsana dedi bana

Gülsene dedi bana

Ölsene dedi bana

 

Geldim

Kaldım

Güldüm

Öldüm

***

Seviyorum Seni

aşk

Seviyorum seni

 ekmeği tuza banıp yer gibi

 Geceleyin ateşler içinde uyanarak

 ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

 Ağır posta paketini

 neyin nesi belirsiz

 telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

 Seviyorum seni

 denizi ilk defa uçakla geçer gibi

İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık

 içimde kımıldayan birşeyler gibi

 Seviyorum seni

 Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

***

Seni Düşünmek

yalnızlık

Seni düşünmek güzel şey,

 ümitli şey,

 dünyanın en güzel sesinden

 en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...

 Fakat artık ümit yetmiyor bana,

 ben artık şarkı dinlemek değil,

şarkı söylemek istiyorum...

***

Durup Dururken

Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,

Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,

Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,

 Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,

 Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,

 Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,

 Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,

 Durup dururken kafamda bir güneşli duman,

 Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,

 Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...

***

Yaşamaya Dair

çocuk

Yaşamak şakaya gelmez,

 büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

 bir sincap gibi meselâ,

 yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

 yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

 

 Yaşamayı ciddiye alacaksın,

 yani, o derecede, öylesine ki,

 meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

 yahut, kocaman gözlüklerin,

 beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

 insanlar için ölebileceksin,

 hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

 hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

 hem de en güzel, en gerçek şeyin

 yaşamak olduğunu bildiğin halde.

 

 Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,

 hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

 ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

 yaşamak, yani ağır bastığından.

***

Bir Ayrılış Hikayesi

ayrılmak

Erkek kadına dedi ki:

 -Seni seviyorum,

 ama nasıl,

 avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp

 parmaklarımı kanatarak

 kırasıya

 çıldırasıya...

 Erkek kadına dedi ki:

 -Seni seviyorum,

 ama nasıl,

 kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,

 yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,

 yüzde hudutsuz kere yüz...

 Kadın erkeğe dedi ki:

-Baktım

 dudağımla, yüreğimle, kafamla;

 severek, korkarak, eğilerek,

 dudağına, yüreğine, kafana.

Şimdi ne söylüyorsam

 karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

 Ve ben artık

 biliyorum:

 Toprağın -

yüzü güneşli bir ana gibi -

en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..

 Fakat neyleyim

 saçlarım dolanmış

ölmekte olan parmaklarına

 başımı kurtarmam kabil

 değil!

 Sen

 yürümelisin,

 yeni doğan çocuğun

 gözlerine bakarak..

 Sen

 yürümelisin,

 beni bırakarak...

 Kadın sustu.

 SARILDILAR

 Bir kitap düştü yere...

 Kapandı bir pencere...

 Ayrıldılar...

NeOldu.com / Özel Haber

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
1
0
0
0
0
0
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İLGİLİ HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 - 2020 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.