• DOLAR5,69140.04
  • EURO6,2912-0.15
  • ALTIN269,3670.33
  • BIST106.9430.13

Muhteşem Yılmaz Odabaşı Şiirleri, Yılmaz Odabaşı Sözleri

Muhteşem Yılmaz Odabaşı Şiirleri, Yılmaz Odabaşı Sözleri
22.12.201516:35

Şiirleriyle, sözleriyle yüreğinize dokunan Yılmaz Odabaşı'na ait en güzel sözleri, en meşhur Yılmaz Odabaşı şiirlerini siz değerli okurlarımız için derledik. İşte, yüreğinize dokunan en güzel şiirler;

Haber güncelleme tarihi 06.02.2018 14:35

Yılmaz Odabaşı Kimdir?

Yılmaz Odabaşı, 1961 yılında Diyarbakır'da doğdu. Kürt asıllıdır. Liseyi Diyarbakır’da okudu. Siyasal nedenlerden dolayı birçok kez yargılanan Odabaşı, Tabela ressamlığı, kitapçılık, gazetecilik yaptı. Birbirinden güzel şiirler, köşe yazıları yazan Yılmaz Odabaşı, bir süre Ahmet Kaya ile çalışarak ona şiir sözleri hazırlamıştır. ( Yakarım Geceleri, Diyarbakır Hasreti, Dağlarda Ölmek İsterim şarkıları) 2015 Yılına gelindiğinde bütün şiirlerini "Her Ömür Kendi Gençliğinde Vurulur " şiir kitabında toparlamıştır. Birçok başarılara imza atan Usta şair, Gazeteci, 1 Kasım Genel Seçimlerine tepkisini koymak için Fransaya yerleşme kararı aldı.

yilmazodabasi5.jpg

Çeşitli dergilerde şiirleri, çok anlamlı yazıları yayınlandı.Toplum temaları, bireysellik içeren aşk, yalnızlık, özlem gibi temaları da şiirlerinde ağırlıklı olarak işemiştir. Muhteşem şiirlerle sizleri hüzne boğacak.

 

Şiir Kitapları

  • Siste Kalabalıklar (1979-1984 şiirleri), Ekim 1985
  • Yurtsuz Şiirler (1987)
  •  Reşo, Talan İklimi (1987)
  • Aynı Göğün Ezgisi (1988)
  •  Feride (1990)
  •  Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur (1992)
  • Cehennem Bileti (1995)
  •  aşk Bize Küstü (1997)
  •  Çalınmış Bir Mahşer İçin Ahval (1999)
  •  Ey Hayat (2000)
  •  Buğulu Atlas (2002)
  • Sakla Yamalarını Kalbim (derleme, 2005)
  • Aşk Şiirleri (Tematik seçki, 2010)
  •  Bana Yasak Sözler Söyle, (2014)
  • Her Ömür Kendi Gençliğinde Vurulur (2015)

 

En Güzel Yılmaz Odabaşı Sözleri

Yılmaz Odabaşı'nın en yürek yakan, sevda kokan sözlerini bir araya getirdik. Yılmaz Odabaşı sözlerini Facebook, Twitter gibi sosyal mecralarda sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. İşte, Yürekleri dağlayan Yılmaz Odabaşı sözleri;

 

yilmazodabasi10.jpg

 

- Ben şu kısa boylu hayatta uzun boylu kederlerle acırım. Yorar beni şu telaş, şu karmaşa. Bir sığınak aranırken şu uğultuda, bir aşk gelir, bir yara. Bir yara… Bir yara daha!

 

- Her sonbahar,dökülen biraz da ömrümüzün yapraklarıdır.

 

- Her ömür, kendi gençliğinden vurulur.

 

- Her insanda birden doğan, ama can çekişip ölemeyen yalnızlık.

 

- Usul adımlar kullandım güneşe çıkmak için. Yağmalandı ömrümün sığınakları. Uzaklara da gittim kendimi bulmak için.

 

- Hayat hattında acemi tayfalardık. Ne avunduk sevinç müsveddeleriyle; aşktan ikmale kaldık..

 

- Bu yaslı dünyanın cinnet surelerinde Lanetlendim ve kavmimce recmedildim. Kederi göze aldım hep yasak aşklar için. Kanun hükmüyle yakıldı düşlerimde ormanlar. Kendimi çok öldürdüm gerçeği bulmak için.

 

yılmaz odabaşı

- Hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım; sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın.

 

- Yaslı bir kışa rehin düşse de günler, kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt; o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

 

- Yoktun, kendimden geçtim; kızdım, dağıttım, sana küfürler ettim. Bir bilsen sana ne güzel küfürler ettim; yoksa kederden geberecektim.

 

- Eskiyim, yorgunum sevgilim; eskimiş, aşınmış kalbim. Gül biraz gül ve beni akla! Yoksa nasıl çıkarım bu şarkılara, bu kitaplara; yoksa nasıl yoksa ışıklı, rüzgarlı kapılara?

 

- Siz orada kalabalık ve kabarık kalın, sağ olun, yalnızlık iyi, yalnızlık iyi.

 

 - Gökyüzünün tümünü de ağır ağır izledi;

  gökyüzünün renginden geçtim...

 

- Ve ben gittim yüreğimde kan gülleri, Siz de o aşkın teninde dinamit sayın beni!

 

- Gözümü bağlıyorlar; korkma sevgilim! gözümü, gönlümü değil...

 

- Gitti.. Kanatları yüreğimdeydi kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi yitirdim o aşkın kimliğini hükümsüzdür.

 

- Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?

 

- Artık kim, sana nasıl ulaşır? Öyle bir serüven ki hayat karanlıkta polyanna’lar, ışıklarda palyaçolar dolaşır.

 

yilmazodabasisoz2.jpg

 

- Sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım / Çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım / Halkımı tanısan yurtsuz çıkarım.

 

- Kanmadım aynalara sana kandığım kadar, içimde bir boşluk sana yandığım kadar..

 

- Herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim bir de kimsesizliği…

 

- Yalnızlığımda seni büyüttükçe kalabalıklaşacağım; sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın.

 

- Kimse bilmez be canım, “bir yara bir ömrü nasıl kanatır.

 

- Böyle geçip giderken uzun zamanlar, Kimleri unuttuk kimler kalanlar?

 

- Herkes bilir gitmesini. Bir zaman öğrenirsin gideni sırtından öpmesini..

 

yilmazodabasi9.jpg

 

- Deli sormuş deliye, Aşk nedir diye ? Deli gülmüş deliye, Ben niye delirdim diye …

 

- Yıllar geçer, İdris’lerin kalplerindeki çocuklar daha ölüdür; düşleri hâlâ terasta, idris’ler ise zemin katta kiracı oturur.

 

- Ya kederiydik kendimizin, ya bir halkın kaderi; ya şakağı ya şafağı bir halkın namlular çarmıhında!

 

- İstediğin kadar uzağa git ! Hep aynı gökyüzünü paylaşacağız .

 

- Yaşam yanıltmanın, insanlar yanılmanın ustası oldukça yine yeni düşler deniyor ve deneniyorlar.

 

- Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım keşke senin adın yalnızlık olsaydı ve ben hep yalnız kalsaydım..

 

yilmazodabasisoz6.jpg

 

- İyi ki bu düştesin, her sabah ısıtan güneştesin, iyi ki yoksuluz bulutlar gibi, soğuyan dünyada sımsıcak fırınIar gibi..

 

- Herkes kırılamaz, ipince bir dal olmak gerekir kırılmak için, Ama dünya kütüklerin.

 

- Bir insana; ‘ya benimle olur musun?’ denir, ‘ya da benimle olur musun?’ işte iki noktacık değiştirir anlamı.

 

- Seni bana uzak kılan bu ıssız ve derin uçurumlar. Uçurumlar utansın!

 

- Yaşlı bir kısa rehin düşse de günler, kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt; o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

 

- Biz şimdi ölsek; en fazla kahvede çaylar soğur.

 

- Böyle geçip giderken uzun zamanlar, kimleri unuttuk kimler kalanlar?

 

 

- Eski bir aşk, yeni bir ayrılıktır her zaman. Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır; kimse bilmez be canım bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

 

yilmazodabasi8.jpg

 

- Gittiğin yer bir yağmur damlası kadar yakın, Gittiğin yer bir uçurum kadar uzak.

 

- Siz orada kalabalık ve kabarık kalın, sağ olun, yalnızlık iyi, yalnızlık iyi.

 

- Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?

 

- Sokakların gün batınca neden boşaldığını ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum. Konuşsam sessizlik gitsem ayrılık…

 

- Yurdum,biraz da Nazım Hikmet'tir.

 Yani tepeden tırnağa hasrettir.

 

- Bazen anılara en çok yakışan elbise, birkaç damla gözyaşıdır, unutma.

 

- Ben seni hep ayrılıkla anmışım titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını. Hep adını yazmışım.

 

- Ve ben gittim yüreğimde kan gülleri, siz de o aşkın teninde dinamit sayın beni!

 

 

Hafızalara Kazınan Yılmaz Odabaşı Şiirleri

Şairler duygularıyla yaşarlar. İnsanlar duygularını şiirlerde belli etmeden geçemezler. Yılmaz Odabaşı'nı yakından tanımak istiyorsanız onun şiirlerini okumanız gerekecektir. Yılmaz Odabaşı şiirlerinin ana konusu ne mi? Toplumsal sorunları ele alan Yılmaz Odabaşı, sevdayı en acı haliyle bizlere anlatan şairlerimiz arasında yer alıyor. Aşklar, sevdalar, insanlar hep kanayan birer yaradır onun şiirlerinde. İşte, yüreklere kazınanan, hafızalardan silinmeyecek Yılmaz Odabaşı şiirleri;

 

Bir Aşk Bir Yara

askyara.jpg

 

Ben şu kısa boylu hayatta

uzun boylu kederlerle acırım.

Yorar beni şu telaş, şu karmaşa.

Bir sığınak aranırken şu uğultuda,

bir aşk gelir, bir yara.

Bir yara…

Bir yara daha!

 

Eski bir aşk,

yeni bir ayrılıktır her zaman.

Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır.

Kimse bilmez be canım,

bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

 

Ben seni hep ayrılıkla anmışım

Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını…

Hep adını yazmışım.

Bir aşk gelmiş bir yara.

Bir yara…Bir yara daha!

 

Eski bir aşk,

yeni bir ayrılıktır her zaman.

Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır;

kimse bilmez be canım

bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

 

***

Bitme

siir31.jpg

Bitme, bak, içtim, yürüdüm, kederlendim

Denize girdim, üşüdüm, sana geldim.

 

Düş bitmeden sen bitme.

Bitmeden sevgi gitme…

 

Bitme! Bak, koştum, savruldum, hep örselendim.

Cıgara ziftlendim, ille de seni sevdim.

Uzaklarda öyle çok kederlendim.

 

Günler bitmeden bitme.

Bitmeden hasret gitme…

 

Bu yangın geceler, bu intihar.

Gidersen paramparça yüreğimde ağıtlar!

Bu dolunay gecenin göğsünü yarar.

Benim göğsümde de sana geniş bir yer var.

 

Düş bitmeden sen bitme.

Bitmeden sevgi gitme...

 

***

Bir Nehrin Tükenişi

siir30.jpg

 

Hasretin kan çanağı gözlerinde oturuyorsun;

seni soruyorum

hiçbir şey bilmiyorsun…

 

Hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım;

sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın...

 

Tükenişi bir aşkın,

bir nehrin tükenişine benzer.

Ne deniz olabildin,

ne nehir kalabildin...

 

Kendin ol, kendin ol…

Sen buysan başkası ol!

 

Buysan kederden öleceğim,

başkası olursan de kimi seveceğim?

 

/Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen;

oysa ne çok sevdim ikinizi de bir bilsen.../

 

***

Aşk Bize Küstü

siir23.jpg

 

I

Biz bu kentlere sığdık da,

bu kentler bize sığmadı Asiya!

Ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında;

arttıkça yalnız, sustukça silik...

 

Ay ışığı gölgeleri büyüttü,

son kuşlar da vuruldular dağlarda.

Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin;

çağın vebalı gövdesinde

bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık.

 

Kaldık...

Kırık bardaklar gibi,

içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi...

 

II

Düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa,

sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda

ve daha eskimemiş tüfeklerle

ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp,

bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda,

bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın;

ömrünü yetim bir bebek gibi bırakmanın

bulvarlara,

bozgunlara

ve yanlış yalan aşklara…

 

Bir bedeli,

bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların...

 

Biz bu kentlere sığdık aslında,

bu kentler bize sığmadı Asiya,

ah, son kuşlar da vuruldular dağlarda!

 

III

Ay ışığı gölgeleri büyüttü.

Mutluluk oyununa geç kalan ölü kuşlarla geldim.

Geldim... Kırık bardaklar gibi,

içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi…

 

Ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun

sefalet seferlerinin ayazı;

belki yalnız geçireceğiz artık kim bilir,

batan gemiler gibi yiten aşklardan geride,

kalan her kışı, güzü ve yazı.

 

Ay ışığı gölgeleri büyüttü.

Ayrılıklar eskidi, biz eskidik,

aşk bize küstü Asiya...

 

IV

Belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında,

sen şarkılarını sesine yasla

ve bırak beni de usulca

apansız bir yalnızlığa!

 

Ay ışığı gölgeleri büyüttü,

büyüdü ölüm

ve biz küçüldük Asiya…

***

Aşkın Bilançosu

siir34.jpg

I

Gidersin; yağmurlarda kırık kalır mızrabım.

Gidersin; ardından dilsiz bir ihanet gider.

Gidersin, her şey gider.

Gidersin, kalbimde bir tabur ayaklanır,

 ilgilenmez ordular, hükümetler…

 

Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;

yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.

Gidersin; bir hazin dramdır bu!

 

/Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,

içimde bir boşluk sana yandığım kadar…/

 

II

Bugün hasretin kırlarında dolaştım;

senin adınla, aşkın adıyla

savrulup aktım o ırmaklardan.

Irmakları çöllerle, çölleri denizlerle,

denizleri düşlerle buluşturdum,

sustum kaldım sonra günleri savuşturdum...

 

/Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni;

simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm,

dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni? /

 

III

Sen olmayınca sesin de yoktu, gözlerin de;

bu yüzden odama resmini yaptım,

ve söküp kalbimi yanına astım.

Sensiz kalan yılları da ben buruşturdum.

Kalbim hasretinde asılı kaldı,

yetim kalmış anıları ben tokuşturdum…

 

IV

Daha bu solgun günlerde aşk,

yaşanır

sözde!

Kalp,

yitik bedende;

yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…

Yağıyor ömrüme, senin yerine!

 

/Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,

içimde bir boşluk sana yandığım kadar…/

 

***

Dışarıda Üşüyen Bir Haziran Kalbimde Hazan

siir33.jpg

Bırak ağlasın, artık gündüzlerin ışığında aşk,

gecelerin sularında yakamozlar yok

ve kuşlar konsun diye gerilmiyor balkonlara

çamaşır ipleri;

duyuyorsun işte şiir de yazıyorlarmış iğfal şebekeleri!

 

Dışarıda üşüyen bir Haziran.

Dışarıda aşksız aşk, Aids, Hepatit b,

dışarıda hormonlu sevinçler, kokmayan güller.

 Dışarıda dostluğun, puştluğun kolunda gülümsemesi;

ama öğrendim karanlıklardan ışık destelemeyi

ve baka baka irkilmiş gözlerine hayatın:

İnatla…İnatla gülümsemeyi;

öğrendim içimdeki abdalı hünerle gizlemeyi...

 

 (Herkes fanusuna asmış kendini;

bu yüzden beklemiyorum farklı kıyametleri...)

 

D ı ş a r ı d a ü ş ü y e n b i r H a z i r a n.

D ı ş a r ı d a ö l d ü i n s a n.

Ö l d ü i n s a n…

H i ç b i r k i t a b a y a k ı ş m a d a n!

 

Ben de yaza yaza çürütüp dünlerimi;

her gün bu cehennemden çalıyorum kendimi…

 

Bu yüzden her şey:

Şey!

Havada hava, günlerinde gün, evlerde sarmısak soğan;

hepsi bu işte basit, olağan.

Her şey şey’dir;

inandıklarımızdır belki de yalan.

Abarttığımızdır,

kül’dür herkesin payına kalan...

***

Kuşlarım Vuruldu

siir32.jpg

 

Kuşlar mıydı, ben miydim ölen gerçekten

Yoruldum her sabah yeni bir kuşu yitirmekten…

 

Kuşlarım vuruldu kurak bir nehirle kaldım.

Alacakaranlıkta bu yetim şarkısıyla

döndüm dolaştım kendime vardım.

Dağlarım kurşunlandı, ayazlarda yıkandım.

Kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...

 

Kuşlarım vuruldu, ömrüm paslandı, geçen yılları andım

ki rüzgârlar kadar çok karşılandım, çok uğurlandım…

Hızla dökerken yapraklarını kalbim,

gidip bir şarkının notasında saklandım.

Ama kuşlarım…

Kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...

 

Kuşlarım vuruldu, kalbim dağlandı, o ah aşklara yandım.

Yas tutan şu dünyanın kalabalığında

gelenler gittiler gölgemle kaldım.

Çek git yolumdan kalbim artık uslandım!

Ama kuşlarım…

Kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım…

 

****

Konuşsam Sessizlik Gitsem Ayrılık

ayrilik19.jpg

 

Resmin rehindir gurbetimde.

Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba

ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin.

 

Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana.

Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına;

konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

Ve akşam, bir kez daha;

saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara!

“Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”:

Çekmiyorsun!

 

Akarsuları imrendiren yüzün de,

sabahçı kahveler de biliyor:

Görüşmeyeli yorgunum

yıkık kentler kanadı sevinçlerimle.

Görüşmeyeli ya sen nasılsın,

adım, adresim durur mu defterinde?

 

Şimdi Siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim.

Beynimde iklimsiz papatyalar

ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde.

Sokakların gün batınca neden boşaldığını

ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum.

Konuşsam sessizlik/ gitsem ayrılık…

 

Sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne.

Al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara,

gurbetini rehnetme özlemimde…

 

NeOldu.com / Özel Haber

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
3
0
0
0
0
1
0
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İLGİLİ HABERLER
BENZER HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.