Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri – En Güzel 9 Şiiri

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri – En Güzel 9 Şiiri
30.11.202013:52

Mehmet Emin Yurdakul 1869 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Türk Milli Edebiyat akımının öncü şairleri arasında yer almıştır. Bu içeriğimizde sizler için en güzel ve kısa Mehmet Emin Yurdakul şiirlerini derledik.

Haber güncelleme tarihi 30.11.2020 13:52

En Güzel ve Kısa Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri

Mehmet Emin Yurdakul 13 Mayıs 1869 yılında İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde doğmuştur. Milli edebiyat akımının öncülerinden olan Yurdakul, ulusçu ve halkçı görüşleri sık sık şiirlerine yansıtmıştır. Mehmet Emin Yurdakul, Osmanlı Meclis-i Mebusan III. Dönem Musul Mebusluğu ile TBMM II. Dönem Karahisar-ı Şarkı, III. Dönem Şebinkarahisar ve IV. Dönem (Ara Seçim), V., VI. Dönem Urfa ve VII. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile II. Dönem İrşad Encümeni Reisliği yapmıştır. 14 Ocak 1944 yılında hayatını kaybeden Mehmet Emin Yurdakul birçok eser üretmiştir. Bu içeriğimizde tıpkı Mehmet Emin Yurdakul sözleri içeriğinde olduğu gibi en güzel ve kısa Mehmet Emin Yurdakul şiirlerini derledik.

 

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri;

1. Bırak Beni Haykırayım

Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir rûhum;

Bende esîr yaratmayan bir Tanrı'ya îman var;

Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar;

 

Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum.

Volkan söner, lâkin benim alevlerim eksilmez;

Bora geçer, lâkin benim köpüklerim kesilmez.

 

Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;

Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;

 

Zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir,

Bu zavallı sürü için ne merhamet, ne hukuk;

Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk!..

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


2. Cenge Giderken

Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur;

Sinem, özüm ateş ile doludur.

İnsan olan vatanının kuludur.

Türk evladı evde durmaz giderim.

Muhammed'in kitabını kaldırtmam;

Osmancık'ın bayrağını aldırtmam;

Düşmanımı vatanıma saldırtmam.

Tanrı evi viran olmaz, giderim.

Bu topraklar ecdadımın ocağı;

Evim, köyüm hep bu yerin bucağı;

İşte vatan, işte Tanrı kucağı.

Ata yurdun, evlat bozmaz, giderim.

Tanrım şahit, duracağım sözümde;

Milletimin sevgileri özümde;

Vatanımdan başka şey yok gözümde.

Yâr yatağın düşman almaz, giderim.

Ak gömlekle gözyaşımı silerim;

Kara taşla bıçağımı bilerim;

Vatanım için yücelikler dilerim.

Bu dünyada kimse kalmaz, giderim.

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


3. Benim Ömrüm

Genç çağdaydım, kendimi bir dikenli yolda buldum;

Hıçkırıklar işittim, gül ve bülbül bağlarından.

Felâketler topladım, Anadolu dağlarından;

Uzun sazlı Âşıklar diyarında şair oldum.

 

Ezgi koydum, âhlarla, figanlarla Türk şi'rine,

Öz dilimle haykırdım, 'Ey milletim, uyan! ' diye;

Viran yurdun dolaştım, bir şehrinden bir şehrine;

Saç ve sakal ağarttım ben de, 'Vatan, vatan! ' diye.

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


4. Vur

Ey Türk vur, vatanın bakirlerine

Günahkar gömleği biçenleri vur

Kemikten taslarla şarap yerine

Şehitler kanını içenleri vur

 

Vur güzel aşıklar cenazesinden

Kırmızı meşaleler yakanları vur

Şehvetin raksına yetim sesinden

Besteler şarkılar yapanları vur

 

Vur o katlin kızıl sapanlarıyla

Dünyaya ölümler ekenleri vur

Vur zulmün o kanlı urganlarıyla

Bir kavmi iplere çekenleri vur

 

Vur aşkın ve hakkın zaferi için

Vur dünya bak senden bunu istiyor

Vur yerde bak tarih senin seyircin

Vur gökten bak Allah sana vur diyor

 

Vur çelik kolların kopana kadar

Olanca aşkınla şiddetinle vur

Son düşman son kızıl ölene kadar

Olanca aşkınla kuvvetinle vur

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


5. Ya Gazi Ol Ya Şehit

Hadi yavrum ben seni bugün için doğurdum

Hamurunu yiğitlik duygusuyla yoğurdum

Türk evladı odur ki yurdu olan toprağı

Ana ırzı bilerek yad ayağı bastırtmaz

Bir yabancı bayrağı ezan sesi duyulan

Hiçbir yere astırtmaz

 

Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım

Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım

Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit

 

Hadi yavrum köyüne, nişanlına veda et

Sabanını tarlanı her şeyini feda et

O silaha sarıl ki böyle günde bir erkek

Bir dualı demirden başka bir şey kullanmaz

Bunu tutan bir bilek köleliğin

Uğursuz zincirine uzanmaz

 

Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım

Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım

Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit

 

Hadi yavrum kendine sen de yiğit er dedir

Büyüdüğün gaziler ocağına can getir

O cenkleri kazan ki senin büyük Türk adın

Yedi iklim dört bucak içerisine ün salsın

Beş yüz yıllık ecdadın kabirlerde titreyen

Kemikleri öç alsın

 

Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım

Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım

Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit

 

Hadi yavrum bugün de dertli ninen ağlasın

Ayrılığın oduyla yüreğini dağlasın

O yaşları saçsın ki senin aslan göğsünde

Benim kanlı gözyaşım düşman için kin olsun

Kara yerin yüzünde ayağının bastığı

Dağlar beller leş olsun

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


6. Benim Şiirlerim

'Sen kalbsizsin; hani senin gençliğin hayatı?

'Aşklarım mı? Bir nefeste solabilen bu şeyler,

'Bir yanar-dağ ateşiyle kömür gibi karardı;

'Şimdi ise yerlerinde bir sıtmalı yel eser.

 

'Evet, benim her şi'rimde yılan dişli diken var;

'Sizler gidin bal verecek yeni açmış gül bulun.

'Belki benim acı sesim kulakları tırmalar;

'Sizler gidin, genç kızların türküsüyle şen olun.

 

'Varın sizler, onlar ile korularda el ele

'Gezin, gülün, bir çift bülbül aşkı ile yaşayın;

'Yalnız kendi, yalnız kendi rûhunuzu okşayın.

 

'Zavallı ben, elimdeki şu üç telli saz ile

'Milletimin felâketli hayatını söyleyim;

'Dertlilerin gözyaşını çevrem ile sileyim! ..'

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


7. Anadolu

Gençliğe

 

Yürüyordum: Ağlıyordu ırmaklar;

Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar;

Yürüyordum: Sararmıştı yaylalar;

Yürüyordum: Ekilmişti tarlalar.

 

Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın:

Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın;

Derileri çatlak, bağrı kapkara,

Sağ elinin nasırında bir yara

 

Başında bir eski püskü peştemal

Koltuğunda bir yamalı boş çuval...

........................

-Ne o bacı?

- Ot yiyoruz, n'olacak! ..

-Tarlan yok mu?

- Ne öküz var, ne toprak...

Bugüne dek ırgat gibi didindim;

Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,

Bundan sonra...

- Kocan nerde?

- Ben dulum;

Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.

- Soyun, sopun?

- Onlar dahi hep yoksul!

Ah Efendi, bize karşı İstanbul

Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi?

Taşraların hayvanlık mı nasibi? ..

........................

Hayır hayır, bu nasibi almak için doğmadın.

Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkiyle

Ocağının karşısında saadete eresin,

Göğsünü kabarttıran anneliğin aşkiyle

Evladına südün gibi pak duygular veresin.

Sen bir aziz yoldaşsın:

Senin sesin hayat için dövüşmeğe koşturur;

Senin sevgin vatan için fedakarlık öğretir;

Senin yüzün insan için bir merhamet duyurur;

Senin ile insanoğlu yeryüzünü şenletir.

Lakin bizler bu hakları unuttuk;

Kadınlığı hayvanlıkla bir tuttuk;

Ninen gibi sana dahi hor baktık;

Seni dahi garip, yoksul bıraktık! ..

........................

Kinler için karaları bağlıyan,

Zevkler için zelil sefil ağlıyan.

Acı gören, cefa çeken, ezilen,

Irzdan başka her şeyini veren sen!

Sen şu güzel vatanında cehennemde gibisin;

Gözyaşınla ıslattığın kanlı toprak üstünde

Sana her yer bir çöl gibi cıvıltısız, çiçeksiz;

'Ekmek' diye ağladığın sağır bir halk önünde

Sana herkes bir kurt gibi merhametsiz yüreksiz.

Senin herbir ümidin

Ayrılıksız, yoksulluksuz bir dünyaya kalmıştır,

Oraya ki masum çiftler hıçkırıksız yaşarlar;

O melekçe sevgilerle birbirini okşarlar;

Ve burada Allah bütün dilekleri yaratır?

Ne vakte dek gençliğine hakaret,

Bu ayrılık, bu gözyaşı bu ölüm? ..

Bu sert demir, bu ağır yük. bu zulüm?

Yazık, sana ağlamıyan şiire;

Yazık, sana titremiyen vicdana;

Yazık, sana uzanmayan ellere;

Yazık, seni kurtarmıyan insana! ..

........................

Ey vatanın bağrı yanık bucağı.

Hani senin bereketli hasadın,

Yeşil yurdun, mesut çatın, şen çiftin?

Hani senin medeniyyet hayatın,

Yolun, köprün, kazman, iğnen, çekicin?

Ey Türklüğün otağı!

Ne vakte dek bu acıklı sefalet,

Bu viranlık, bu inilti, bu kaygu?

Ne vakte dek bu uğursuz cehalet.

Bu taassup, bu görenek, bu uyku?

........................

Yazık, sana ağlamıyan şiire;

Yazık, sana titremiyen vicdana,

Yazık, sana uzanmayan ellere;

Yazık, seni kurtarmıyan insana! ..

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


8. Şair

Bana yirmi yaşımda ateş saçan bir sevdâ,

İlk şi'rime altundan kanad veren o hulyâ

Ak saçlarım altında yine alev saçacak.

 

Milletinin ruhuyle feryad eden bir dudak

O şeyleri söyler ki çağlattığı gümüş ses

Asırların önünde nağmesini dindirmez.

 

Hiddet, tahkir hepsi boş! .. Her cefaya katlanan

Yine şair kalbinden başka bir kalb değildir;

Bu zayıf kalb en mağrur alınları eğiltir.

 

Şu dünyada bir büyük rüya gören kahraman

O kartala benzer ki en yangınlı şimşekler

Onun sisli ve korkunç yollarına nur serper.

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri


9. Demirci

Ben bir küçük çocukken bir zavallı sefildim;

Ömrün ağır yumruğu beni dahi inletti;

Kopardığım feryâdı yine bana dinletti;

Çok vakitler hiç kimse sormadı ki: Ben kimim? ...

 

Lâkin bir gün dedim ki: 'Benim gibi en sağlam,

En kuvvetli kollara sahip olan bir adam

Kendi gibi bir kuldan,

Bir merhamet umarak ekmeğini dilenmez;

Yer yüzünde kendine av bulacak bir arslan

Başkasına güvenmez;

Her bahtiyar alında bir kavganın teri var;

Eğer kişi isterse tâli'ini kucaklar.'

 

Gençliğimin en tatlı, en ateşli yaşında,

Şu örsümün başında,

Çekicimle çalışmak sanatını buldum ben;

Memleketin namuslu demircisi oldum ben.

 

Demircilik! ... Evet bu, sıkıntılı bir iştir;

Bunun için göğüste kalbim gibi kalp gerek,

Öyle erkek bir kalp ki Allah ona ürkmemek,

Zahmet çekmek, katlanmak kuvvetini vermiştir.

 

Ancak benim zahmetim karşılıksız değildir;

Örs üstünde döğdüğüm bir biçimsiz sert demir,

Çekicimin altından

Alet olup çıkınca bana bir zevk aldırtır.

 

Benim terli alnımı asâletli bir insan,

Vakarıyla kaldırtır.

Bu saatte duyduğum yorgunluklar hep gider;

Bir ses bana içimden: Çalış, çalış, çalış der.

 

Yan, ocağım bir güneş aleviyle yan, parla;

Gözlerimi bir mihrab nûru gibi yaldızla.

Yan ocağım, can göster;

Bir ananın mübârek bağrı gibi sesler ver.

Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
310
410
250
1
0
0
33
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Etiketler:
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 - 2021 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.