• DOLAR5,4738-0.18
  • EURO6,19210.03
  • ALTIN212,758-0.03
  • BIST93.2870.62

İran'ın "Arap Baharı" Karşısında Tutumu

İran'ın "Arap Baharı" Karşısında Tutumu

Arap Baharı sürecinde İran'da yaşanan gelişmeler ve İran'ın Arap Baharı karşısındaki tutumu...

Haber güncelleme tarihi 29.05.2017 14:52

Arap ülkelerindeki siyasal, ekonomik ve sosyal sorunlar sebebiyle, toplumsal bilinç ve iktidar dönüşümleri, Arap ülkelerindeki halkların ortak bir şekilde hareket etmesini sağlamıştır. Bu bilinçlenme, ilk olarak Tunus'ta Muhammed Buaziz'in kendini yakmasıyla başlamış ve Arap Baharı’nı ortaya çıkarmıştır.

Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden dolayı ortaya çıkmış, toplumsal siyasi-silahlı harekettir. Bu süreçte protestolar, mitingler, gösteriler, halk ayaklanmalı ve iç çatışmalar yaşanmıştır. Arap Baharı; Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen'de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas'ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap Dünyasında baş göstermiştir.

İran, Batı yanlısı iktidarların çökmesinin ya da zayıflamasının ülkeye sağlayabileceği faydaları hesaplamak maksadıyla, 2011 yılının başından itibaren giderek yayılan ayaklanmaları ilgiyle izlemiştir. "Arap Baharı" ya da İran’da resmi makamların tercih ettiği tabirle "İslami Uyanış" sürecinde İran yönetimi, Tunus ve Mısır'daki gelişmelerden büyük memnuniyet duyduğunu gizlememiş, Libya ve Suriye konusunda da çeşitli çekinceler dile getirmiştir.

Libya’da Kaddafi yönetiminin yıkılmasına itiraz göstermemesine rağmen NATO müdahalesi İran'ı rahatsız etmiştir. Suriye’deki olaylar konusunda ise İran, bu ülkeye yönelik uluslararası bir komplonun uygulamaya konulduğunu ileri sürmüştür. İran Suriye yönetimine karşı, Suriye muhalefetini ve Müslüman Kardeşler’in başını çektiği hareketi Batı'nın taşeronluğunu yapmakla suçlamıştır.

İran'ın Suriye konusundaki bu tutumu başta Tunus ve Mısır'dakiler olmak üzere tüm İslamcı hareketlerde büyük tepki doğurmuştur. Arap Baharı sürecinde İran’da kamuoyu ikiye bölünmüş ve Çeşitli yetkililerin ve muhafazakar basının, yaşananları "Batı ve İsrail karşıtı İslami bir uyanış olarak görmesine" ve "İran Devriminden etkilenildiğini" savunmasına karşı özellikle reformcu kesimler yaşananları demokrasi ve insan hakları eksenli taleplerin sonucu olarak değerlendirmiştir.

Arap Baharı

Bu noktada Tahran yönetimini Tahrir’deki göstericileri desteklerken, benzer sloganları Tahran’da atanları gözaltına almakla eleştirmiştir. İran yönetimi Mısır'daki değişimi büyük bir coşkuyla karşılamış ve Mübarek’in devrilmesi sonrasında bu ülkeye yönelik diplomatik girişimlerini artırmıştır.

İran Devriminin başından beri kesik olan ikili diplomatik ilişkileri yeniden tesis edebilmek için harekete geçmiştir. Mısır'daki Geçiş Konseyi bu konuda fazla istekli davranmamış fakat İran savaş gemilerinin tatbikat için Süveyş Kanalından geçerek Suriye’ye gitmesine izin vermesi, İran’da büyük memnuniyetle karşılanmıştır.

Mısır yönetimiyle resmi ilişkilerini geliştirme isteği, Körfez ve Batılı ülkelerin engellemelerine takılan İran, bunun üzerine dolaylı bir yol izleyerek devrim esnasında etkili rol oynayan sivil gruplar arasında etkinliğini artırmaya yönelmiştir. Mısır'daki gelişmelerin sonunda Müslüman Kardeşleri (İhvan-ı Müslimin) ve Selefi grupları hakim duruma getireceği düşüncesiyle İran, bu akımlar içerisindeki nüfuzunu artırmak için çeşitli girişimlerde bulunmuştur.

Ancak Mısır başta olmak üzere Tunus ve Libya'daki Müslüman Kardeşlerin ve İslami hareketlerin Suriye’deki isyana ve muhaliflere verdikleri açık destek, bu hareketlerin İran'ın politik çizgisini benimsemediklerini ve İran yönetimi ile ayrı düştüklerini göstermiştir.

Devrim sürecindeki ülkelere yönelik diplomatik çabalarından istediği etkin sonucu alamayan İran, bölgesel nüfuzunu göstermek amacıyla Eylül 2011’de Tahran’da "İslami Uyanış" adı altında büyük bir konferans düzenlemiştir. İran basının büyük önem verdiği konferansı organize eden Dış işleri eski Bakanı ve Devrim Liderinin Dış Politika Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, yaptığı konuşmada İslami uyanışın İran ve Şiilerin bayraktarlığıyla ortaya çıktığını savunmuştur.

Arap Baharı İran içindeki siyasi gelişmeleri de etkilemiştir. Tunus’ta isyan patlak verdiğinde İran yönetimi 2009 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında başlayan halk gösterilerini henüz bastırmış durumdadır.

Bu nedenle, muhaliflerin Şubat 2011’de Tunus halkıyla dayanışma gösterisi düzenlemesi yönetimi hızla harekete geçirmiş, gösteriler sert şekilde bastırılmış ve iki muhalif lider Mir Hüseyin Musevi ile Mehdi Kerrubi düzenledikleri son gösteriden sonra ev hapsine alınmışlardır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İLGİLİ HABERLER
BENZER HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.