Atilla İlhan Sözleri | Kitaplarından Alıntı En Güzel Sözler

Atilla İlhan sözleri içeriğinde usta şairlerimizden Atilla İlhan'ın en güzel sözlerini sizler için bir araya getirdik.
Atilla İlhan Sözleri | Kitaplarından Alıntı En Güzel Sözler

Atilla İlhan Sözleri

Oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar.

Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır.

Gel sevgilim gel, benim dünyama gel, çok zaman var içimde yerini hazırladım.

Ben hiç böylesini görmemiştim, vurdun kanıma girdin kabulümsün.

Bekleme yapmayın! ‘Aşk’ını alan ‘acı’ya doğru ilerlesin.

En Güzel Atilla İlhan Sözleri

Atilla İlhan Sözleri

Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam, aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan.

İnanmakta geç, vazgeçmekte çabuktum.

Gülümse tozu gitsin yalnızlığımın.

Elinde değildir, akşam serinliğinde üşürsün. Eylül’den itibaren geceler hazindir, uzundur…

O kadar güzel gülüyor ki… Tamam diyorum. Bu kadar yaşadığım yeter.

Ben çocuklar gibi sevdim! Devler gibi acı çektim.

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular, yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular,  bıraksam korkudan gözleri sislenir, ne kadınlar sevdim zaten yoktular, böyle bir sevmek görülmemiştir.

Gözlerin gözlerime değince Felâketim olurdu ağlardım Beni sevmiyordun bilirdim Bir sevdiğin vardı duyardım…

Aydınlık neyin oluyor senin, gökyüzü akraban filan mı, beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı?

Atilla İlhan Sözleri

Bana ait ne varsa seni korkutuyor sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.

Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim, olur da aşkımın elleri üşümüştür. Avuçlarımda ısıtırım diyerekten.

İnsan olmanın bütün komplekslerini yenmiş, günü dipdiri yakalayan, hayatın anlamını çözmüş bir bilge insan; bir yol gösterici.

Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam, ay ışığında deniz akordeon solosu, pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam.

Gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden.

Hayat zamanda iz bırakmaz, bir boşluğa düşersin bir boşluktan. Birikip yeniden sıçramak için. Elde var hüzün.

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün.

Saatler bizim değil kitaplar bizim değil bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim buna rağmen mutluluğa inanıyoruz.

İkimiz iki sap buğday olsak sen benim olsan, ben senin olsam bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam bırakmasam seni kucaklasam, kucaklasam

Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak, hiç doğmamayı isterdim ama bir kere doğmuşum ölmek yasak.

Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.


Atilla İlhan Aşk Sözleri

Atilla İlhan Sözleri

Beni de kırdılar ben artık küsüm, yağmurları yağmıyor ağaçlarıma sularından içmiyorum susadım ama beni de kırdılar soğuk bir ölüm.

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu.

Bu yollara düşecek adam mıydı çiçek yaptırmalar parfüm filan bu sefer yakasını fena kaptırdı Sevtap başını yiyecek anlaşılan boş versene, daha ölmedik ulan.

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın.

Son umut kırılmıştır, Kaf Dağı’nın ardındaki ne selam artık ne sabah, kimseler bilmez neredeler namlı masal sevdalıları, evvel zaman içinde kalbur saman ölür, kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar Sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî Süleyman ölür.

Bana ait ne varsa seni korkutuyor Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.

Ne vakit bir yaşamak düşünsem, bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız, fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem, sus deyip adınla başlıyorum, içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak, ben sana mecburum bilemezsin.

Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.

Atilla İlhan Sözleri

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım…

Bana bir şimşek çak çok yanlış anlaşılmaktayım, hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor içimdeki zemberek boşandı boşanacak, yaşamak mı gerek yoksa unutmak mı şaşırmaktayım.

Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk köy köy bucak bucak memleket memleket.

Oysa ben akşam olmuşum, Yapraklarım dökülüyor com usul usul. Adım sonbahar…

Ağzımın tadı yoksa hasta gibiysem, boğazımda düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.

Ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları, başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün.

Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o bir yerin üşüse onun sıcaklığı öbürü en içten çağrını işitmiyor alıp tutmaksa o basıp gitmekse o bakışları kıyısız deniz uzaklığı.

Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin,  hiç görmediğim yıldızlar, gözlerine doğmuş bir büyüklük duygusu, dağlar gibi yüreğinde  ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız.

Hayat zamanda iz bırakmaz, bir boşluğa düşersin bir boşluktan. Birikip yeniden sıçramak için. Elde var hüzün.

Atilla İlhan Sözleri

Aydınlık neyin oluyor senin, gökyüzü akraban filan mı, beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı?

Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim, olur da aşkımın elleri üşümüştür. Avuçlarımda ısıtırım diyerekten.

Döndüm arkamı sana, Sen sırtımdan vurmayı seversin, yüzüm ağır gelmesin…

İnsan olmanın bütün komplekslerini yenmiş, günü dipdiri yakalayan, hayatın anlamını çözmüş bir bilge insan; bir yol gösterici.

Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam, ay ışığında deniz akordeon solosu, pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam.

Ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları, başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün.

Ben hiç böylesini görmemiştim, vurdun kanıma girdin kabulümsün.

Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o bir yerin üşüse onun sıcaklığı öbürü en içten çağrını işitmiyor alıp tutmaksa o basıp gitmekse o bakışları kıyısız deniz uzaklığı.

Ben gidip başıma belâlar aramışım o kalıp mevlâsını bulmuş.

Atilla İlhan Sözleri

Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin,  hiç görmediğim yıldızlar, gözlerine doğmuş bir büyüklük duygusu, dağlar gibi yüreğinde  ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız.

Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak, hiç doğmamayı isterdim ama bir kere doğmuşum öImek yasak.

Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.

Yaşarken çektirdiler, şimdi doğumunu kutluyorlar.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam , Aşkımın küçüklüğüne değil,çaresizliğimin büyüklüğüne inan.

Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım…

Hiç doğmamayı isterdim ama bir kere doğmuşum ölmek yasak.

Bana bir şimşek çak çok yanlış anlaşılmaktayım, hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor içimdeki zemberek boşandı boşanacak, yaşamak mı gerek yoksa unutmak mı şaşırmaktayım.


En Güzel Atilla İlhan Aşk Şiirleri

Attila İlhan yazdığı şiirlerle harikalar yaratmış bir şairimizdir. Şiirlerini bilmem kaç kez okudum, kaç sefer onun sesiyle dinledim. Öyle şiirler yazmış ki sözleri insanın kalbine kurşun gibi saplanıyor. İşte, Attila İlhan şiirleri, en bilinen Attila ilhan şiirleri;

Atilla İlhan şiirleri

Aysel Git Başımdan

Şiire Yorum Yapın Aysel git başımdan ben sana göre değilim

 Ölümüm birden olacak seziyorum.

 Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

 Aysel git başımdan istemiyorum.

 

 Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

 Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

 hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

 Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

 Benim için kirletme aydınlığını,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

 

 Islığımı denesen hemen düşürürsün,

 gözlerim hızlandırır tenhalığını

Yanlış şehirlere götürür trenlerim.

 Ya ölmek ustalığını kazanırsın,

 ya korku biriktirmek yetisini.

 Acılarım iyice bol gelir sana,

 sevincim bir türlü tutmaz sevincini.

 Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

 Ümitsizliğimi olsun anlasana

 hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

 

 Sevindiğim anda sen üzülürsün.

 Sonbahar uğultusu duymamışsın ki

 içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,

uzak yalnızlık limanlarına.

 Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,

Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.

 Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.

Sakın başka bir şey getirme aklına.

 Aysel git başımdan ben sana göre değilim,

 ölümüm birden olacak seziyorum,

 hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

 Aysel git başımdan seni seviyorum...

***

Atilla İlhan şiirleri


An Gelir

Şiire Yorum Yapın an gelir

 paldır küldür yıkılır bulutlar

 gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet

 o eski heyecan ölür

 an gelir biter muhabbet

 çalgılar susar heves kalmaz

şatârâbân ölür

 

şarabın gazabından kork

 çünkü fena kırmızıdır

 kan tutar / tutan ölür

 sokaklar kuşatılmış

karakollar taranır

 yağmurda bir militan ölür

 

 an gelir

 ömrünün hırsızıdır

 her ölen pişman ölür

 hep yanlış anlaşılmıştır

 hayalleri yasaklanmış

an gelir şimşek yalar

 masmavi dehşetiyle siyaset meydanını

direkler çatırdar yalnızlıktan

 sehpada pir sultan ölür

 

 son umut kırılmıştır

 kaf dağı'nın ardındaki

 ne selam artık ne sabah

 kimseler bilmez nerdeler

 namlı masal sevdalıları

evvel zaman içinde

 kalbur saman ölür

 kubbelerde uğuldar bâkî

 çeşmelerden akar sinan

 an gelir

-lâ ilâhe illallah-

kanunî süleyman ölür

 

 görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf

 tenhalarında şiir söyleyerek

 kim duysa / korkudan ölür

-tahrip gücü yüksek-

saatlı bir bombadır patlar

 an gelir

 attilâ ilhan ölür

***

Atilla İlhan şiirleri

Ben Sana Mecburum

 

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum

 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

 

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin..

***

Atilla İlhan şiirleri

Cinayet Saati

Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

 

Deli Cafer İsmail Tayfur ve şaşı

Maktulün on beş yıllık arkadaşı

Üçü kamarot öteki aşçıbaşı

Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

 

Cinayeti kör bir balıkçı gördü

Ben gördüm kulaklarım gördü

Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü

Hiçbiriniz orada yoktunuz

 

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

On üç damla gözyaşını saydım

Allahına kitabına sövüp saydım

Şafak nabız gibi atıyordu

Sarhoştum Kasımpaşa'daydım

Hiçbiriniz orada yoktunuz

 

Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

Polis kaatilleri arıyordu

Deli cafer ismail tayfur ve şaşı

Üzerime yüklediler bu işi

Sarhoştum Kasımpaşa'daydım

Vapuru onlar vurdu ben vurmadım

Cinayeti kör bir balıkçı gördü

Ben vursam kendimi vuracaktım.

***

Sisler Bulvarı

Elinin arkasında güneş duruyordu

aylardan kasımdı üşüyorduk

ağacın biri bulvarda ölüyordu

şehrin camları kaygısız gülüyordu

her köşe başında öpüşüyorduk

 

sisler bulvarına akşam çökmüştü

omuzlarımıza çoktan çökmüştü

kesik birer kol gibi yalnızdık

dağlarda ateşler yanmıyordu

deniz fenerleri sönmüştü

birbirimizin gözlerini arıyorduk

 

sisler bulvarında seni kaybettim

sokak lambaları öksürüyordu

yukarıda bulutlar yürüyordu

terkedilmiş bir çocuk gibiydim

dokunsanız ağlayacaktım

yenikapı'da bir tren vardı

 

Sisler bulvarı'nda öleceğim

sol kasığımdan vuracaklar

bulvar durağında düşeceğim

gözlüklerim kırılacaklar

sen rüyasını göreceksin

çığlık çığlığa uyanacaksın

sabah kapını çalacaklar

elinden tutup getirecekler

beni görünce taş kesileceksin

ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!

 

 

Sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı

ıslak kaldırımlar parlıyordu

durup dururken gözlerim dalıyordu

bir bardak şarabda kayboluyordum

gece bekçilerine saati soruyordum

evime gitmekten korkuyordum

sisler boğazıma sarılmışlardı

 

bir gemi beni afrika'ya götürecek

ismi bilmiyorum ne olacak

kazablanka'da bir gün kalacağım

sisler bulvarını hatırlayacağım

kırmızı melek şarkısından bir satır

lodos'tan bir satır yağmur'dan iki

senin kirpiklerinden bir satır

simsiyah bir satır hatırlayacağım

seni hatırlatanın çenesini kıracağım

limanda vapur uğuldayacak

 

Sisler bulvarı bir gece haykırmıştı

ağaçları yatıyordu yoksuldu

bütün yaprakları sararmıştı

bütün bir sonbahar ağlamıştı

ağlayan sanki istanbul'du

öl desen belki ölecektim

içimde biber gibi bir kahır

bütün şiirlerimi yakacaktım

yalnızlık bana dokunuyordu

 

Eğer sisler bulvarı olmasa

eğer bu şehirde bu bulvar olmasa

sabah ezanında yağmur yağmasa

şüphesiz bir delilik yapardım

hiç kimse beni anlayamazdı

on beş sene hüküm giyerdim

dördüncü yılında kaçardım

belki kaçarken vururlardı

 

Sisler bulvarı'ndan geçmediğim gün

sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm

yağmurun altında yalnızım

ağzım elim yüzüm ıslanıyor

tren düdükleri iç içe giriyorlar

aklımı fikrimi çeliyorlar

Aksaray'da ışıklar yanıyor

sisler bulvarı ayaklanıyor

artık kalbimi susturamıyorum.

***

Atilla İlhan Sözleri

Yağmur Kaçağı

elimden tut yoksa düşeceğim

yoksa bir bir yıldızlar düşecek

eğer şairsem beni tanırsan

yağmurdan korktuğumu bilirsen

gözlerim aklına gelirse

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni  götürecek yoksa beni

 

geceleri bir çarpıntı duyarsan

telâş telâş yağmurdan kaçıyorum

sarayburnu'ndan geçiyorum

akşamsa  eylül'se ıslanmışsam

beni görsen belki anlayamazsın

içlenir gizli gizli ağlarsın

eğer ben yalnızsam yanılmışsam

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

***

Böyle Bir Sevmek

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

azıcık okşasam sanki çocuktular

bıraksam korkudan gözleri sislenir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir

 

hayır sanmayın ki beni unuttular

hâlâ arasıra mektupları gelir

gerçek değildiler birer umuttular

eski bir şarkı belki bir şiir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir

 

yalnızlıklarımda elimden tuttular

uzak fısıltıları içimi ürpertir

sanki gökyüzünde bir buluttular

nereye kayboldular şimdi kim bilir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir.

***

Atilla İlhan Sözleri

Ayrılık Sevdaya Dahil

 Açılmış sarmaşık gülleri

 kokularıyla baygın

 en görkemli saatinde yıldız alacasının

 gizli bir yılan gibi yuvalanmış

içimde keder

 uzak bir telefonda ağlayan

 yağmurlu genç kadın

 

 rüzgâr

 uzak karanlıklara sürmüş yıldızları

mor kıvılcımlar geçiyor

 dağınık yalnızlığımdan

 onu çok arıyorum onu çok arıyorum

 heryerinde vücudumun

 ağır yanık sızıları

bir yerlere yıldırım düşüyorum

 ayrılığımızı hissettiğim an

 demirler eriyor hırsımdan

 

 Ay ışığına batmış

karabiber ağaçları

gümüş tozu

 gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar

 yaseminler unutulmuş

tedirgin gülümser

 çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

 çünkü ayrılık da sevdâya dahil

 çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

 hiç bir anı tek başına yaşayamazlar

 her an ötekisiyle birlikte

 herşey onunla ilgili

 

 telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar

 gittikçe genişleyen

 yakılmış ot kokusu

 yıldızlar inanılmayacak bir irilikte

 yansımalar tutmuş bütün sâhili

 çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

 öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil

 çünkü ayrılık da sevdâya dahil

 çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

 

 yalnızlık

 hızla alçalan bulutlar

 karanlık bir ağırlık

 hava ağır toprak ağır yaprak ağır

 su tozları yağıyor üstümüze

 özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır

 eflatuna çalar puslu lacivert

 bir sis kuşattı ormanı

karanlık çöktü denize

 yalnızlık

 çakmak taşı gibi sert

 elmas gibi keskin

 ne yanına dönsen bir yerin kesilir

 fena kan kaybedersin

 kapını bir çalan olmadı mı hele

 elini bir tutan

 bilekleri bembeyaz kuğu boynu

 parmakları uzun ve ince

 sımsıcak bakışları suç ortağı

kaçamak gülüşleri gizlice

 yalnızların en büyük sorunu

 tek başına özgürlük ne işe yarayacak

 bir türlü çözemedikleri bu

 ölü bir gezegenin

 soğuk tenhalığına

 benzemesin diye

 özgürlük mutlaka paylaşılacak

 suç ortağı bir sevgiliyle

 

 sanmıştık ki ikimiz

 yeryüzünde ancak

 birbirimiz için varız

 ikimiz sanmıştık ki

 tek kişilik bir yalnızlığa bile

 rahatça sığarız

 hiç yanılmamışız

 her an düşüp düşüp

 kristal bir bardak gibi

 tuz parça kırılsak da

 hâlâ içimizde o yanardağ ağzı

hâlâ kıpkızıl gülümseyen

-sanki ateşten bir tebessüm-

zehir zemberek aşkımız.

****

Atilla İlhan Sözleri

Yalnızlık Şiiri

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır

Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım

Bu gece dağ başları kadar yalnızım

 

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından

Dudaklarımda eski bir mektep türküsü

Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim

Gözlerim gözlerini arıyor durmadan

Nerdesin?

***

Sen Benim Hiçbir şeyimsin

 Sen benim hiçbir şeyimsin

Yazdıklarımdan çok daha az

 Hiç kimse misin bilmem ki nesin

 Lüzumundan fazla beyaz

 Sen benim hiç bir şeyimsin

 Varlığın yokluğun anlaşılmaz

 

 Galiba eski liman üzerindesin

 Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak

 Dudaklarınla cama çizdiğin

 En fazla sonbahar otellerinde

 Üniversiteli bir kız uykusu bulmak

 Yalnızlığı öldüresiye çirkin

 Sabaha karşı öldüresiye korkak

 Kulağı çabucak telefon zillerinde

 

 Sen benim hiçbir şeyimsin

 Hiçbir sevişmek yaşamışlığım

 Henüz boş bir roman sahifesinde

 Hiç kimse misin bilmem ki nesin

 Ne çok çığlıkların silemediği

 Zaten yok bir tren penceresinde

 

 Sen benim hiçbir şeyimsin

 Yabancı bir şarkı gibi yarı

 Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak

 Hiç kimse misin bilmem ki nesin

 Uykumun arasında çağırdığım

 Çocukluk sesinle ağlayarak

 Sen benim hiçbir şeyimsin...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Aziz Nesin SözleriCan Yücel Sözleri
Deniz Gezmiş SözleriCan Dündar Sözleri
Orhan Pamuk SözleriZülfü Livaneli Sözleri
Orhan Veli Kanık SözleriCahit Sıtkı Tarancı Sözleri
Necip Fazıl Kısa Kürek SözleriTurgut Uyar Sözleri

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.