Romantizm Kokan 12 Şairin 12 Şiirine İlham Olmuş 10 Kadın

Romantizm Kokan 12 Şairin 12 Şiirine İlham Olmuş 10 Kadın
01.04.201607:40

12 şairin 12 şiirine ilham veren özel kadınları ve onlara yazılan aşk şiirlerini sizler için derledik. İşte romantizm akan o şiirler...

Haber güncelleme tarihi 19.07.2022 12:34

12 Şair, 12 Şiir ve 10 Kadın

Bazı kadınlar vardır ki sevdiklerine ilham olur, onların kalemiyle kendisine şiir yazdırtırlar. Öyle şairler vardır ki aşklarını şiirlerle sonsuzlaştırırlar. Eminim ki her kadın kendisine şiir yazılmasından çok hoşlanır, hele ki büyük şairler tarafından. Her kadına nasip olmayan birbirinden ölümsüz şiirler, ünlü şairler tarafından sevdiği kadınlara yazılmıştır. Bugün de sizler için şairlerin ilham perisi olan kadınlara yazılan şiirleri sunacağız. Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Atilla İlhan ve Ahmet Arif olmak üzere edebiyatımıza damga vurmuş 12 ünlü şair ve onlara ilham veren 12 kadını derledik.

İşte romantizm şelalesi 10 kadına yazılan 10 şiir;

1. Nazım Hikmet – Şukûfe Nihal Başar – Bir Ayrılışın Hikâyesi

Kadınlara Yazılan Şiirler

Şukûfe Nihal, Türkiye’nin hızlı bir şekilde değiştiği yıllarda şiir, öykü, roman yazmış edebiyatçılarımızdan biridir. Aynı zamanda kadın özgürlüklerinin ilk savunucularından biri olan Şukûfe Nihal, Erenköy’ün nadide bahçelerinde, köşklerde edebiyatçılarla toplanıp sohbet ederdi. İşte, böyle bir günde Nazım Hikmet küçük bir kağıda “ Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz” yazarak Şûkufe Nihal’e verdi. Nazım Hikmet’in yazdığı Bir Ayrılış Hikâyesi’nin Şukûfe Nihal’e yazıldığı söylenilmiştir. İlk kadın edebiyatçılarımızdan biri olan Şûkufe Nihal’e sadece Nazım Hikmet değil, Faruk Nafiz Çamlıbel de aşk şiirleri yazmıştır.

Bir Ayrılışın Hikâyesi

Erkek kadına dedi ki:

-Seni seviyorum,

ama nasıl,

avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp

parmaklarımı kanatarak

kırasıya

çıldırasıya…

Erkek kadına dedi ki:

-Seni seviyorum,

ama nasıl,

kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,

yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,

yüzde hudutsuz kere yüz…

Kadın erkeğe dedi ki:

-Baktım

dudağımla, yüreğimle, kafamla;

severek, korkarak, eğilerek,

dudağına, yüreğine, kafana.

Şimdi ne söylüyorsam

karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

Ve ben artık

biliyorum:

Toprağın –

yüzü güneşli bir ana gibi –

en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..

Fakat neyleyim

saçlarım dolanmış

ölmekte olan parmaklarına

başımı kurtarmam kabil

değil!

Sen

yürümelisin,

yeni doğan çocuğun

gözlerine bakarak..

Sen

yürümelisin,

beni bırakarak…

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere…

Kapandı bir pencere…

AYRILDILAR…

2. Turgut Uyar - Tomris Uyar - Bir Bozuk Saatir Yüreğim Hep Sende Durur

Kadınlara Yazılan Şiirler

Tomris Uyar, Turgut Uyar ile Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereyken tanıştı. Turgut Uyar da eşinden ayrıldı ve evlendiler. Tomris Uyar, Turgur Uyar ile ilişkilerini şu şekilde özetler; “Bir ara ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan öte bir şeydim. Bir parçası gibiydim ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için sıkılıyordum tabii’ der. Turgut Uyar aralarındaki ilişkiyi şu şekilde tanımlar; "Tomris, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz kaygılarla yıpranacak, ben de hiçbir rekabetimin olmadığı alanda boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım"

Bir Bozuk Saatir Yüreğim Hep Sende Durur

Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz

Kış gecesi amcamızdır bahar yakından kardeşimiz

Alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için

Dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor

Kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için

 

Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur

Ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan

Durmadan

Dağ biraz daha benden deniz her zaman senden

Hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan

 

Kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm

Seni övdüğüm zaman

Güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda

Seni övdüğüm zaman

3. Cemal Süreya – Tomris Uyar – Sayım

Kadınlara Yazılan Şiirler

Cemal Süreya, deneme ve öykü yazarı Tomris Uyar’a, şair Ülkü Tamer’le evliyken aşık oldu. İkisi de evliydi, boşandılar. Üç yıl birliktelik yaşadılar. Tomris Uyar, Cemal Süreya ile olan hikâyesini böyle dile getirdi; “ Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı.” “Senden ayrıldığım anda senin hakkında, hikayen hakkında, sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak” dedi ve hikâyenin aslını hiç yazmadı.

Sayım

Ay ışığında oturduk

Bileğinden öptüm seni

 

Sonra ayakta öptüm

Dudağından öptüm seni

 

Kapı aralığında öptüm

Soluğundan öptüm seni

 

Bahçede çocuklar vardı

Çocuğundan öptüm seni

 

Evime götürdüm yatağımda

Kasığından öptüm seni

 

Başka evlerde karşılaştık

İliğinden öptüm seni

 

En sonunda caddelere çıkardım

Kaynağından öptüm seni

4. Edip Cansever – Tomris Uyar – Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir

Kadınlara Yazılan Şiirler

Tomris Uyar, Edip Cansever ile arasındaki durumu şöyle anlatır: “Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek bir gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.” Edip Cansever ise Tomris Uyar için “Tomris rakıyı severdi, bense onu” der. İşte, aşktan dostluğa giden bir patikanın iki seven insanı. Evet, sevmek dostluktan daha ötesi olamazdı.

Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de

Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle

Ve yarışırsa ancak Monet’nin

Kadınlarına yaraşan giysilerinle

Gördüm de

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

 

Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde

Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde

Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında

Öyle kısaydı ki adımların

Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle

Ölçülür ve denk düşerdi ancak

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

 

Yok bir yanıtın “nereye” diyenlere

Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın

Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere

O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun

Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden

Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

 

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki

Hani Etiler’den Hisar’a insek bile

Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın

Çok yaşında her zamanki çocuksun gene

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

 

Mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar

Mutfağın mutfak olalı böyle

Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı

Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene

Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma

Oysa güneş pek batmadı senin evinde

Söyle

Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

5. Bedri Rahmi Eyüpoğlu – Mari Gerekmezyan – Karadutum

Kadınlara Yazılan Şiirler

Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin asistanlığını yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’ne misafir öğrenci olarak gelmiştir. Bedri Rahmi’nin büstünü yapmıştır. Bedri Rahmi de ona yazılmış şiirlerle cevap verdi. 1946 yılında menenjite yakalandı. 2. Dünya Savaşı’nın yeni bittiği, ekonominin adeta duraksadığı bir dönemde ilaçlar çok pahalıydı. Bedri Rahmi birçok tablosunu sattıysa da sevdiği Mari’sini kurtaramadı. O dönem içkiye başladı. 1949’da Büyük Kulüp’te Mari’ye yazdığı şiiri okurken ağlamaya başladı. Mari’nin ölümüne dayanamadı ve eşini terk ederek Fransa’da yaşamaya başladı. Sonraki yıllar çocuğunun ve eşinin yanına döndü ama bunu hiç unutamadı.

Karadutum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın.

 

Sigara paketlerine resmini çizdiğim

Körpe fidanlara adını yazdığım

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam

Sıla kokar, arzu tüter

Ilgıt ılgıt buram buram.

Ben beyzade, kişizade,

&Her türlü dertten topyekün azade

Hani su ekmeği elden suyu golden.

Durup dururken yorulan

Kibrit çöpü gibi kırılan

Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan

Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yasayan

Sen benim mihnet icinde yanmış kavrulmuşum

 

Netmiş, neylemiş, nolmuşum

Cömert ırmaklar gibi gürül gürül

Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.

Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum

 

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam

Sensiz bana canım dünya haram olsun.

6. Atilla İlhan – Maria Missakian - Maria Missakian

Kadınlara Yazılan Şiirler

Atilla İlhan, 1948 yılında üniversite 2. sınıftayken Paris’e gider. Paris’teki sanat ve şiirden çok derinden etkilenir. Paris’te Ermeni asıllı Fransız olan Maria Missakian ile tanışır. Birlikte uzun vakit geçirirler ve ikisinin de ortak bildiği Türkiye’den konuşurlar; Türkiye topraklarında bir zamanlar ataları yaşamıştır. Atilla İlhan, Türkiye’ye dönmeye karar verir ancak Missakian’ı getirmek istese de pasaportu olmadığı için getirtemez. Sürekli mektuplaşırlar, onu getirmek için elinden geleni yapar ama başaramaz. Mektuplar zamanla seyrekleşir. Aşkları bir od olur, belli etmese de içi yakıp kavurur, şiirlere dönüşür. Zamanla mektuplar seyrekleşir. Daha sonra Maria’nın bir müzisyen ile evlenip çocukları olduğu öğrenilir. Mutlu bir evliliği olmadığı, belki de unutamadığından dolayı alkolik olduğu öğrenilir. Yağmur Kaçağı şiiri içindeki Maria Missakian sayfasını imzalayıp yollar. Bu son görüşmeleri olur.

Maria Missakian

Yüksekkaldırım’da bir akşam

Maria Missakian’ı düşündüm

eğer kendimi bıraksam

yağmur olabilirdim yağardım

 

kasım’da bir çınar olurdum

yaprak yaprak dökülürdüm

kalbimi sıkı tutmasam

 

döküp saçıp boşaltsam

içimde yükselen şiiri

kaldırımlara döküp harcasam

gözleri balıkçıl gözleri

dudaklarında tutup rüzgarı

Maria Missakian adında biri

gelse göğsüne kapansam

 

gece gölgesine sokulsam

gökyüzünde bulutlar büyüseler

yağmuru dinlesem anlatsam

şimşekler kırılıp dökülseler

bizi sokaklarda bıraksalar

leylekler üşüyüp gitseler

dönüp arkalarına bakmadan

 

yine akşam oldu Attilâ İlhan

üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı

belki Paris’te Maria Missakian

avuçlarında bir çarmıh acısı

gizlice bir sefalet gecesi

çocuğunu boğarmış gibi boğup Paris’i

sana kaçmayı tasarlar her akşam

7. Orhan Veli Kanık – Nahit Fıratlı – Aşk Resmi Geçidi

Kadınlara Yazılan Şiirler

Herkes ona aşıktı, Rönesans gibi kadındı sözleriyle aşkını dile getirir. “Bir de sevgilim vardır muteber ismini söyleyemem ismini edebiyat tarihçileri bulsun” O zamanlar adını bile sakındığı sevgilisi Nahit Hanım’dı. O’na yazdığı mektupları “ Yalnız Seni Arıyorum" adıyla kitap haline getirdi. Orhan Veli’nin ebedi ve edebi tek aşkıdır. Nahit Hanım'ı seven bir tek Orhan Veli değildir.

Aşk Resmi Geçidi

Birincisi o incecik, o dal gibi kız,

Şimdi galiba bir tüccar karısı.

Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.

Ama yine de görmeyi çok isterim,

Kolay mı? İlk göz ağrısı.

 

İkincisi Münevver Abla, benden büyük

Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları

Gülmekten katılırdı, okudukça.

Bense bugünmüş gibi utanırım

O mektupları hatırladıkça.

 

.............. çıkar

.............. dururduk mahallede

......................... halde

............ yan yana yazılırdı duvarlara

................... yangın yerlerinde.

 

Dördüncüsü azgın bir kadın,

Açık saçık şeyler anlatırdı bana.

Bir gün de önümde soyunuverdi

Yıllar geçti aradan, unutamadım,

Kaç defa rüyama girdi.

 

Beşinciyi geçip altıncıya geldim.

Onun adı da Nurinnisa.

Ah güzelim

Ah esmerim

Ah

Canımın içi Nurinnisa.

 

Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın.

Ama ben pek varamadım tadına.

Bütün kibar kadınlar gibi

Küpe fiyatına, kürk fiyatına.

 

Sekizinci de o bokun soyu.

Elin karısında namus ara,

Kendinde arandı mı küplere bin.

Üstelik .......

Yalanın düzenin bini bir para.

 

Ayten'di dokuzuncunun adı.

İş başında şunun bunun esiri,

Ama bardan çıktı mı,

Kiminle isterse onunla yatar.

 

Onuncusu akıllı çıktı

....... gitti .........

Ama haksız da değildi hani.

Sevişmek zenginlerin harcıymış

İşsizlerin harcıymış.

İki gönül bir olunca

Samanlik seyranmış ama,

İki çıplak da, olsa olsa,

Bir hamama yakışırmış.

 

İşine bağlı bir kadındı on birinci,

Hoş, olmasın da ne yapsın,

Bir zalimin yanında gündelikçi.

.........leksandra

Geceleri odama gelir,

Sabahlara kadar kalır.

Konyak içer sarhoş olur,

Sabahı da işbaşı yapardı şafakla.

 

Gelelim sonuncuya.

Hiçbirine bağlanmadım

Ona bağlandığım kadar.

Sade kadın değil, insan.

Ne kibarlık budalası,

Ne malda mülkte gözü var.

Hür olsak der,

Eşit olsak der.

İnsanları sevmesini bilir

Yaşamayı sevdiği kadar.

8. Yahya Kemal Beyatlı – Celile Hanım – Telakki

Kadınlara Yazılan Şiirler

Nazım Hikmet’in annesine aşık olur. Nazım’ın şiir yeteneğini fark eden annesi okuldaki hocası Yahya Kemal’den özel ders vermesini ister. Ders vermek için gelen Celile Hanım arasında kısa sürede bir aşk filizlenir. Yahya Kemal oldukça kıskanç bir aşıktır. Celile Hanım’a güvenemez. Yakup Kadri’ye bu kadar dilden dile konuşan kadın ile nasıl evlenirim. Evlilik hazırlıklarına başlarken bir mektupla Yahya Kemal, evlenemeyeceğini söyleyerek aşklarına son noktayı koyar. Yıllar sonra... Celile Hanım oğlu Nazım Hikmet hapiste iken Galata Köprüsü’nde açlık grevine başlar. Yahya Kemal, artık gözleri görmeyen, eski sevgilisini görmezden gelerek Sessiz Gemi şiirini Celile Hanım’a yazdığı söylenir. Bizler sizler için Celile Hanım’a aşkını anlatan Telakki şiirine yer verdik.

Telakki

Yollarda kalan gözlerimin nûrunu yordum,

Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,

Hulyâmı tutan bir büyü var onda diyordum,

Gördüm: Dişi bir parsın elâ gözleri vardı.

 

Sen miydin o âfet ki dedim, bezm-i ezelde

Bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde,

Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde,

Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarardı.

9. Cahit Sıtkı Tarancı- Mihrimah Hanım – Kara Sevda

Kadınlara Yazılan Şiirler

Abbas şiirindeki Beşiktaş’tan alınacak sevgili, yayıncı, yazar arkadaşı olan Vedat Günyol’un kız kardeşi Mihrimah Hanım’dır. Vedat Günyol da Cahit Sıtkı gibi Diyarbakırlı’dır. Memleketten süre gelen arkadaşlıkları vardır. Böyle bir aşkı ömür boyu içinde saklar, söylemez. Ta ki yıllar sonra Vedat Günyol’a itiraf edene kadar. Vedat Günyol, “Keşke söyleseydin Cahit, mutlaka seninle evlenmesini isterdim “ der. Artık iş işten geçmiştir, Mihrimah Hanım doktor Cemil Cemiloğlu ile evlenmiştir. Cahit Sıtkı’nın bu şiiri de Mihrimah Hanım’a en yoğun duygularıyla yazılmıştır.

Kara Sevda

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;

Ateşlerde yandığının resmidir.

Aşık dediğin, Mecnun misali kör;

Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

 

Dünya bir yana, o hayal bir yana;

Bir meşaledir pervaneyim ona.

Altında bir ömür döne dolana

Ağladığım yer penceresi midir?

 

Bir köşeye mahzun çekilen için,

Yemekten içmekten kesilen için,

Sensiz uykuyu haram bilen için,

Ayrılık ölümün diğer ismidir.

10. Ahmet Arif - Leyla Erbil - Hasretinden Prangalar Eskittim

Kadınlara Yazılan Şiirler

Dostluk çizgisini geçmeye çalışan sonsuz bir aşk. Ahmet Arif, Diyarbakır’a sürgüne gitmeden önce bir dost toplantısında tanıdı Leyla Erbil’i. 27 yaşında Ahmet Arif 23 yaşındaki Leyla Erbil’e 60’ın üzerinde mektup yazmıştır. Ahmet Arif bir mektubunda “ Leyla zalım Leyla” diye başlar. Aşkından deli divane olan Arif, her ne kadar aşkına karşılık bulmak için yazsa da, Leyla, dost çizgisini çizmiş ve her geçen gün bu dostluk çizgisini derinleştirmiştir. Diğer taraftan “Sen ister dostum ol ister sevgilim. Yeter ki hayatımda ol. Sen bana geldikçe sana ihtiyacım olacak. Sana ihtiyacım yok." der. Ay Karanlık ve en sevilen aşk şiiri olan Hasretinden Prangalar şiirini bilakis Leyla Erbil’e yazmıştır.

Hasretinden Prangalar Eskittim

Seni, anlatabilmek seni.

İyi çocuklara, kahramanlara.

Seni anlatabilmek seni,

Namussuza, halden bilmeze,

Kahpe yalana.

 

Ard- arda kaç zemheri,

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.

Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…

Bir ben uyumadım,

Kaç leylim bahar,

Hasretinden prangalar eskittim.

Saçlarına kan gülleri takayım,

Bir o yana

Bir bu yana…

 

Seni bağırabilsem seni,

Dipsiz kuyulara,

Akan yıldıza,

Bir kibrit çöpüne varana,

Okyanusun en ıssız dalgasına

Düşmüş bir kibrit çöpüne.

 

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

Yitirmiş öpücükleri,

Payı yok, apansız inen akşamlardan,

Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,

Seni anlatabilsem seni…

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır

Üşüyorum, kapama gözlerini…

11. Özdemir Asaf – Mevhibe Bayat - Lavinia

Kadınlara Yazılan Şiirler

Bir karşılıksız aşkın şiiri... Güzel Sanatlar Akademisi’nde okurken güzelliğiyle çevresindekileri etkileyen Mevhibe Hanım, o dönemlerin ünlü sinema yıldızlarından Rita Haywaorth’a benzerliğinden ötürü onun filmine atfen Gilda diye çağırılmıştır. Uzaktan akrabası olan Oktay Akbal’in kendisine hayranlığı, onun şairler toplantılarına katılarak tanınmasını sağlamıştır. Özdemir Asaf aşık olmuştur. Mevhibe Hanım'a olan aşkından hiçbir zaman karşılık bulamayacaktır. Özdemir Asaf’ın şiirinde geçen Lavinia kelimesinin hangi manada kullanıldığı bilinmemektedir. Lavinia, bir çiçek cinsi / ölüm çiçeği anlamına gelirken aynı zamanda Shakespeare’nin Titus Andronicus adlı eserinde Roma İmparatoru Başkomutanı Titus’un güzeller güzeli kızıdır.

Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.

üşüyorsun, ceketimi al.

günün en güzel saatleri bunlar.

yanımda kal.

 

sana gitme demeyeceğim.

gene de sen bilirsin.

yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim

incinirsin.

 

sana gitme demeyeceğim

ama gitme, Lavinia

adını gizleyeceğim.

sen de bilme, Lavinia.

12. Sezai Karakoç – Muazzez Akaya – Mono Rosa

Kadınlara Yazılan Şiirler

Karşılıksız bir lise aşkının şiiri olan Mona Rosa, Muazzez Akkaya’ya yazılmıştır. Sezai Karakoç Mülkiye’de öğrenciyken aynı okulda okuyan Muazzez Akkaya’ya duyduğu aşka bu muazzam 14 kıta ile hayat verir. Şiirin öyküsü yaklaşık 50 yıl sonra netleşir. Şiirin kıta başlarındaki harflerini birleştirirseniz Muazzez Akkayam okunur. Şiirin dizlerinde ise karşılıksız aşkı, hasreti, sitemi hissedeceksiniz.

Mono Rosa

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller

 

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar

 

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek…

 

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

 

Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli olur bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat on ikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

 

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! Beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları

 

Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni

 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

 

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı

 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

 

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

Altın bilezikler o kokulu ten

 

Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller

Benzer İçerik Önerileri
Sevgiliye Kısa ve En Güzel Aşk ŞiirleriRomantizm Kokan Şiirler
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
6
1
2
2
1
1
2
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
İLGİLİ HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 - 2022 NeOldu.com
Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak,
kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz.